imaminordusunubekliyorum
  Ana Sayfa
 
BEN İMAMIN ORDUSUNU BU YÜZDEN BEKLİYORUM
 
Ben Fettulah Gülen hoca ve arkadaşlarını bu yüzden bekliyorum.
 
Çin Dünya gündemine düştü .İngilizlerin Ortadoğu da 100 yıldır uyguladıkları politikalar çöktü.Bunların Mumsöndürücülerle ne ilgisi var demeyin tabi’i ki var.İngilizler Osmanlı topraklarında kurdurttukları ve yönetimlerini  mumsöndürücülere verdikleri sahte Cumhuriyetler le biz Hanefi mezhebi mensuplarını esaret altında yaşattılar,baskı altında tuttular.Mumsöndürücüler biz Hanefi mezhebi mensuplarına sık, sık “ sizi kurtarmasa idik babanız ya İngiliz olacaktı ya da Fransız diyerek,aslında İngilizi ve Fransız ı gerçek babamız yaptılar.Onların istediği gibi okuyup yazdık ,onların istediği pantolonu giydik.Anadolu Hanefilerini   Suriye Hanefileri gibi   bir mumsöndürücü ailesine teslim edemediler. Mumsöndürücü ailelerinin fertleri ni önemli kurumların içine yerleştirdiler .Bizleri bu şekilde idare ettiler.Biz hanefi mezhebi mensuplarının çocukları bu yüzden, Okulda Öğretmeni,Üniversite de Hocayı ,Orduda Generali ,Adliyede Hakimi Savcıyı ,Mitin içindeki  memuru
Hep bize saldıran halde bulduk.
Ben imamın ordusunu bu yüzden bekliyorum.

Yaklaşık 23 yıldır ailem ve ben bir  çete tarafından abluka altında tutuluyoruz.Sebep Uludağ Üniversitesi Eğitim fakültesinde tezgahlanan kirli işler ortaya çıkmasın .Bu abluka başarılı bir şekilde 23 yıl dır sürüyor ,zira ailem kandırılmaya ve korkutulmaya müsait.Ailem bu çetenin beni sevdiğini sanıyor.Ailem korkutularak kandırılıyor.Bu ablukayı Mit içerisindeki bir çete yapıyor.

Ablukadan kurtulamadığım için Sinir hastası oldum ,krizlerde kıvranırken beni gören ailem bu halimi normalmiş gibi karşılıyıor.Çünkü Çete bunlara "korkmuş rahatsızlanmış endişe edecek bir şey yok diye yutturuyor."Çete kendilerine  bu durumu izah etmeme engel oluyor.Çete benimle bu olayları konuştukları sürece iyileşemeyeceğimi ve hastalığımın daha çok azacağını yutturmuş.Abluka altında tutulmak sağlığımı kaybettirdi sinirden hırıltılar çıkararak kıvranıyorum .Cahil ablam ve aptal abim bana "korkma  ,korkma seni seviyorlar ".Diyor.

Aşağıda tam 23 yıldır yaşadıklarımın özeti var.



1987 Martın da Atatürk Üniversitesin de çalışan yakınımızı   tayin işine yardımcı olması için Uludağ Üniiversitesi Eğitim fakültesin de çalışan prf.Ali  Özçelebi nin yanına göndermişler .Bursa ya gelen yakınımı   Ali Özçelebi nin yanına ben götürdüm. Ali Özçelebi mumsöndürücü mezhebin den. Yakınımızı tayin için gönderen kişide Atatürk üniversitesin deki mumsöndürücülerden.
Mumsöndürücü mezhebi  içeriği “ye,iç ahlaksızlık yap” anlamında, sapıklık anlamına gelen yaşam biçimini desteklemek ..Onlara göre çağdaşlık ,ilericilik ,vs. ve solculuk.
Benim ailem Hanefi mezhebi mensuplarından oluşuyor.
Başka şehirlerdeki  mumsöndürücülerin Bursa yı tercih etmesinin nedeni  bölgedeki  kolluk kuvvetleri.
Bölge nufus yoğunluğu Hanefi mezhebinden olduğu için kolluk kuvvetleri mumsöndürücüler den.Mumsöndürücüler bu bölgelerde rahatlıkla her türlü boku yiyorlardı.Atatürk üniversitesindeki mumsöndürücüler sanıyorum sırf bu yüzden  tayin için Bursa daki üniversiteyi tercih ediyorlardı.Atatürk üniversitesinden Uludağ üniversitesine tayin için gidenler   UÜ Eğitim fakültesinden Ali Özçelebi nin yanına uğruyordu.
Yakınımı kendisinin yanına gönderenin mumsöndürücü olması sebebiyle bizi de Erzurum da yaşayan mumsöndürücüler den sandı.Uludağ üniversitesindeki mumsöndürücüler istedikleri her şeyi yaptıracak güçte idiler.
Hem yakınımızın tayinini kabul ettirdi ,hem de benim teknisyen olarak Uludağ üniversitesinin kadrosuna alınmamı sağladı .Sonrada Eğitim fakültesinde göreve başlattı.
Uludağ üniversitesinin memur alım sınavına müdahale ederek beni teknisyen olarak aldırdılar.Ben sınav kazanmadım.
Yaklaşık 1000 kişinin teknisyen olarak başvurduğu sınavda  benimle birlikte dört kişi alınmıştı.
Bu dört kişiden ben yanlışlıkla alınmıştım .Beni mumsöndürücü sanmıştılar.Baş mumsöndürücü sınav işini halledeceğini söylemişti ,ama ben öylesine söylenen boş vaat  sanmıştım.Ben teknisyen sınavındaki teknik soruları cevaplandıramadım.
Zaten sınav sonucuna göre hareket edip kazanacağımı tahmin etmediğim için sınav sonuçlarına bakma gereği duymamıştım.Sınavı kazandığımı personelin göreve başladığı tarihten bir ay sonar posta ile bana tebliğ edildiğinde öğrendim.
1987 Uludağ üniversitesi memur alma sınavında başarılı olamadığım halde mumsöndürücü sanılıp işe alındım. Devlet memuru olduk
1987 Eylül ünde UÜ Eğitim fakültesinde teknisyen olarak işe başladım.Çok seviyordum çalışmayı birkaç gün geç saatlere kadar kaldım. Bu vesile ile bekçi ile tanıştık.Bekçi yemek ısmarladı bana çok iyi davranıyordu. Bekçi ile her gün güzel bir ortam yaşamaya başladık. Akşamları evde bulamadığım yemek vardı.Herkes evine gidiyordu .Ben peşlerinden bakıyordum .Benim de evim vardı ama canım gitmek istemiyordu.Geç saatlere kadar orda burada dolaşıp duruyordum.
Benim ailem biraz tuhaftı.Biz babam annem ve en büyüğümüz ablamız olan altı erkek kardeş den oluşan bir aileyiz.Ablamız babamızın ilk  çocuğu ve kız. Ailemizin en büyük sorunu ablamızın doğumuyla başlamış. Babam  ilk çocuğunun kız oluşuna akıllara durgunluk verecek bir tepki göstermiş.Akrabaları ilk kız çocuğunu kötüye yorumlamış.Annemin erkek  kardeşi yok annem annesine çekmişmiş şeklinde babamı kışkırtmışlar.Babam ablamın emzirilmesine engel olarak günlerce geceleri aç kalmasına sebep olmuş.Normalde kişilik olarak hiperaktif  olan annem bu olay yüzünden sağlığını kaybederek psikopat bir kişiliğe dönmüş .Annem babamın ablama yaptığı bu davranışı uzun yıllar biz erkek çocuklarına fatura etti .Bize başkasının çocuğuymuşuz gibi davrandı.Babamın yaptığı bu hareketin bedelini diğer  altı  erkek kardeşimle ben büyük acılarla fazlasıyla  ödedik.Burada da bu durumdan bahsetmek sanıyorum bu bedelin son parçası .
Annem her şeyimizi ablam rahat etsin diye planlardı.Bu durum  cahil ablamın annemi  bizlere karşı kışkırtması ile ivme kazanırdı .Uzun yıllar annem ile ablamın terörüyle yaşadık.
Annem ve ablam hak hukuk bilmezdi.Ablam her türlü cahilliği yapardı.Annem ablama iyi davranmadık diye bizi  cezalandırdığı bile olurdu..Ablam  ailemizde yer alan hiperaktif er den ikincisidir.Ablam başlangıçta sadece hiperaktifdir .Bebekken babanın kendisine gösterdiği tepkiden  değil  eniştem ile evlendikten sonra  yaşadığı çaresizliklerden sağlığını kaybetmiş hiperaktif psikopat kişiliğe dönmüştür.Enişte zavallı haliyle  babamın ablama yaşattığı ikinci acı olmuş . Ablamı  bununla evlenmeye  babam mecbur etmiş .Eniştenin  evini geçindirecek para kazandıracak  hiç bir vasfı yoktu.
Vasıfsız eniştemiz çocuklarının karnını doyursun diye ailemiz    Mit e bulaşıyor
Kardeşleri ona borç para bile vermeğe çekinip " ona verip kimden alacağız "dedikleri biriydi. Ablam eniştenin birilerinden alıp ödeyemediği borçlar yüzünden çıldıracağı günler yaşadı.Ablam çok kıskandığı komşumuzun kızının kocasının bile kendi evine eniştemle gönderdiği parayı  habersizce harcadığını öğrendiğinde sanırım felç olmaktan dönmüştü. Bu yaşanılanlardan sonra  gerçekte de hiperaktif  bir ruha sahip olan annem ve ablam hiperaktif saldırgan psikoptlığa döndüler..Bu olaylardan sonra annem ve ablam birer psikopat saldırgan olarak yaşadılar.Tüm bunların sorumlusu babamdı bizde babamın korunmasız yanıydık  .Annem ablam için   eksik bulduğu her şeyi Babam dan veya biz erkek kardeşlerden tamamladılar.Ablamın ve eniştenin tüm eksiklerini   kardeşlerimiz hayatlarımızdan bedellerle topluca ödedik.Annem ve ablam babama çok acele 16 yaşındaki ağabeyimizin evlenmesi gerektiğini yutturmuşlar…Masrafları ne ile karşılayacağını düşünen babama, evin üstünü kendilerinin karar verdiği bir paraya ablama satmayı çare olarak göstermişler. . Annem ile ablamın tezgahladığı benim öğrendiğim ilk numaradır bu.. Ağabeyim  babamın evin üstünü satmaya razı olsun diye düşürüldüğü bu durumu hayatıyla ödedi. Yani asıl hesap evin üstünü ablama vermek ağabeyimi evlendirmek bahane. Daha sonra ağabeyimle yengemi evden kovdular .Annem ve ablamın çevirdiği binlerce numara vardır; Tamamı genelde ablamın rahatı içindir.Ablamın gecekondumuzun tavanına yerleşme operasyonu başarıyla bitti. Sıra geldi eniştemin sağlam bir işe yerleştirilmesine .Babamı sıkıştırmışlar .Babam bulaşıkçı olarak çalıştığı kurumun genel müdürüne yalvarmış  adamın cebine de bin lira para koymuş .Genel müdür bizim enişteyi Erzurum Mit başkanı arkadaşına göndermiş .Ve enişte mahalle de Mit mensubu bizim bildiğimiz aşçı gerçekte Mit in içinde getir götür ayak işlerini yapan biri.Ablam eniştenin vesilesi ile komşuların gözünde düştüğü rezil durumların intikamını ,eniştenin yeni konumunu mahallede komşuların gözünün içine sokarak almaya başladı.Ablam Mit le ilgili kıçından  hikayeler uydurur mahalle de ona buna anlatırdı.Kardeşlerim korkunç Mit hikayeleri ile büyüdüler. Ablam ulaşamadığı her şeyi yok sanıyordu.Ablam üniversite okuyan kişilerin orta okulu okuyamayan kişilerden farkı olduğunu kabul etmiyordu.Ablam okumayı sadece iş bulmak için gerekli bir şey yaptı.Sadece o kadar.Ablam cahillik ile eğitimliliğin arasındaki farkı yok saydı.Ablam çocuklarını da bu şekilde yetiştirdi.Okudukları okullarda yeğenlerim ve kardeşlerim bu düşüncenin sağladığı ortamda başarılı olmayı pek fazla istemediler.
Bizim ailemizde birinin üniversite mezunu olması ya da cahil olması fark etmiyordu.
Bizim ailemizde üniversite bitirmekle ablamla annemin karşı cephesine otomatik olarak geçmiş oluyordunuz.Ailemizde cahillik diye bir kavram yoktu.Ablam bu kavramı yok etti.Ağabeylerimin  okul hayatı vasattı..Biri 6 yılda bitirmiş orta okulu..Bu durumu zor ortaokul diye açıklıyor. 
Elimizde ablam için değerli bir şey varsa derhal onu ablama vermek zorundaydık..
Atatürk üniversitesin de fen edebiyat fakültesinde okuyordum.Gecekondu evimizin kirası ile geçiniyordum.Bir gün kirayı almak için 15 kilometre yolu yürüyerek kiracının yanına gittim.Kirayı alıp acele bir yerde yemek yiyip tekrar üniversitenin kam püsüne dönecektim.Kiracı  sırıtarak annemlerin evi başkasına sattığını söyledi.( deyimi fark ettiniz mi annenler diyor yani annen ile ablan baba yok işin içinde)Sırıtıyordu çünkü ailenin üniversite de okuyan çocuklarının evin satıldığından haberinin olmaması imkansızdı ,benim bir numara ile para istemek için yanına gittiğimi sanmış.Birde paran yoksa vereyim diye teklifte bulundu.Ağlayarak Kam püse geri döndüm. Çok sevdiğim bu okulu bitiremedim.Ablama İzmir de ev almak için annem gerekeni yapmış.Parasızlığa açlığa dayanamayarak ikinci yıl bu okulu bıraktım..Okulu  neden bıraktığımı soranlara  annem ,karşıma birilerinin çıktığını ve korkup aklımı kaybettiğimi bu yüzden okuyamadığımı yutturdu.Evi satıp beni parasız bıraktığı için değil de  delirdiğim için okulu okuyamamış oldum.Annem ve ablam kendileri ile ters düşenle re aşağılayıcı bir ad verirdiler ..Onu telafüz ederek rahatlıyorlardı.Bana deli adı düştü. Çeteler daha profosyonelce kullandılar bu adı.
.Evimiz Bursa da ikinci derece lüks bir semtte idi. Ben akşamları param olduğu her gün 200 metre ilerde lokantalarda yemek yiyordum.
Annem ev işi yapmayı hiç sevmezdi. Kendi canı isterse   ,yada eve misafir gelirse, annem o zaman ancak yemek pişirirdi..Ablam annemi bizlere karşı çok kışkırttı.
Ben bazen babam kız çocukları sevmiyor diye doğum evlerinde birilerinin çocukları ile mi karıştırıldık diye ciddi ,ciddi düşündüm.Annem ve ablam sanki başkalarının çocukları imişiz gibi davranıyorlardı.Akşamları bekçinin yanına öncelikle yemek için sığınmıştım. Ben 23 yaşlarında onun yanında çocuk gibiyim bekçi 50 ye yakın.Evinden getirdiği cihazları tamir ediyordum biraz ödeşmiş oluyordum.Evinden yemek getiriyordu. Bazen okulda önle yemeğinden  bekçi için ayrılıyordu.Bekçi de benimle paylaşıyordu.Bazen eve gitmiyordum sandalyelerin üzerinde uyuyordum. Bekçi ile çok iyi dost olduk.Başka memurlar da akşamları gelip gruba katılıyordu. Akşamları okulun içinde içki alemleri yapılıyordu.Sonra porno filmler geldi .Gece okulun müdürü  bekçi  sayılırmış her türlü sorumluluk ondaymış.İsteseymiş akşam oraya hiç kimseyi sokmazmış.Benim sorumlu olduğum dershane de porno film izleniyor ya korkmayayım diye anlatıyorlar .Gerçi bana da mantıklı geldi söyledikleri ..Bu saatte kötü şeyler yapılıyorsa tabi ki sorumlusu bekçidir. Yanlarında onlarla beraber porno film izlerken korkmadım . İçki alemleri cümbüşe döndü..Bu cümbüşlerde bir önceki yıllarda neler yaptıklarını da anlatıyorlardı.Hatıralarını yani .Okulda fuhuş yapan öğrenciler bahsediliyordu., Bir biri ile fuhuş halinde hocalar anlatılıyordu,Okutman Kadir l ile Zübeyde dil laboratuarında sevişiyorlardı. .Lojmanda kalan hocaların pencerelerden özel hallerinin nasıl izlendiğini bana anlatıyorlardı , Fuhuş yaparken bekçilere  yakalanan öğrencilerin yalvarmalarına karşı neler yaptıklarını ve diğer her şey anlatıyorlardı.Fakülte sekreterinin çaldığı kayıt paralarını ,bu yolla aldığı arabayı. Yetenek sınavı zamanı okulun basılı evraklarını fotokopi ile çoğaltıp kendi hesaplarına , öğrencilere sattıklarını .Her şey anlatılıyordu. Önceleri sarhoş olup salladıklarını sanıyordum Bazı gece alemlerinde   . Bursa genelevinin.” ya siz kapatın ya biz “ dediklerini söylüyorlardı.
Devletin okulunu çok sevmiştim.Cümbüşlerde bana anlattıklarını daha sonraki zamanlarda  uygulama ile  gösterdiler. Bekçi lojmanda kalan kadınların banyo penceresinden izlenmesini gösterdi.Sırayla baktık.Baş mumsöndürücünin ,yani Kızılbaş  prof Ali özçelebi nin Atatürk Üniversitesin de çalışan prof  arkadaşının  kızıyla beraber yattıklarına kadar bir çok şeyi gözledik. Arkadaşının kızıyla aynı yatakla beraber yatıyordu.Kadın  bunun kızı yaşında .Arkadaşının kızı.Fransız ca bölümünde bazı öğretim görevlileri civeleşiyordu.Mualla Fransız Philip ile ulu orta öpüşüyordu.Bir gün Mualla Philip in en son yaptığını tekrar yapmasını istiyormuş.Ama Philip bundan bıkmış .Philip yanımızdan geçerken kırık Türkçesi ile Mualla sorarsa söylemeyin nereye gittiğimi  beni bulmasın diyordu .Mualla ile devam ederken başka bir bayan hoca Philipin aklını çelmiş , Mualla bunu tekrar ikna etmek için peşinden koşuyor.Akşam okul bambaşka bir yere çevriliyordu. Mumsöndürücü hayatı güzeldi .Bunlar olgun yaşlarda idiler yanlarında tecrübesiz yaştaydım.Ben 23 bunların tamamı 45 in üstünde. Tecrübelerini bana aktarıyorlardı.Ben de teknik cihazları devreye  soktum kızların tuvaletine fm mikrofon yerleştirdim.Güya fuhuş pazarlıklarını  duyacaktık.Sonrada bizde dahil olmak istediğimizi söyleyecektik .Öğrencilerin derste olduğu an, biri gözcü duruyordu hızlıca kızların tuvaletine mikrofonu koyup teknisyen odasındaki radyodan konuşmaları dinlemeye koşuyor duk.Böyle geçiyordu günler.Sonra gruba Cansın adında bir mumsöndürücü   daha katıldı.Bunun evinde televizyon yok .Evi okula yakın okuldan bekçi gece ona  sabaha kadar kullansın diye istediği ekipmanı veriyor .Bu mumsöndürücü okulun demirbaşlarını kendininmiş gibi kullanıyor,sabah erkenden geriye getiriyor.Bazen video götürüyordu.Bu işi ben oraya gitmeden önce yapıyormuş.Bekçi birkaç  gün videoyu geriye getirmediği için kendisi ni çok kızdırdığını söylüyordu.Bu kişiliksiz  ,konuşmaları   siyasi yöne çekti or dan bur dan sonun da ben maalesef düşünce belirtmeğe başladım.Beni mumsöndürücü sanıyorlardı her şey çıktı ortaya .”Peki sen Ali Özçelebi  yi nerden tanıyorsun?”.Mum söndü töreninde mumsöndürücü olmayanın yakalanışı gibi olmuştum.Kokumdan tanıdılar.Ve çıldırdılar.
Sonra ben siyasi konularla ilgilenmiyor numarası yaptımsa da geç kalmıştım..Olmadı bu iş.Çok kısa sürede her kesin haberi oldu  Fakülte sekreteri garip, garip bakıyordu yüzüme ,Dekan yardımcısı   düşmanlarından birine bakıyormuş gibi . 12 eylül olalı 7 yıl geçmişti ama bu işle ilgilenen aktif mumsöndürücülerin hepsi buradaydı. Okulun içinde mumsöndürücü öğrenciler  forum düzenliyorlardı ,emek ,hak,özgürlük ,iyi bir devlet nasıl olmalı Beni sorumlu yaptıkları yerdeki video cihazlarını , bunların forumları için açmak sinir ediyordu.Bu kadarı burada nasıl toplanmıştı anlayamamıştım.Okulun Dekanının mumsöndürücü olmadığını söylüyorlardı ..Ben hemen buna yakın durmaya başladım.Kendisine yakın durmam dan yeni görevler çıktı eşinin arabasının teybi ,evinin radyosu, evinin Anteni ,çamaşır makinesi benim elimden geçiyordu.Bir gün şoförü ile  kavga ettim kocasının arabasının teybinin antenini yapmak için bana vermişlerdi.Yapmayacağımı söyledim şoför  gidip buna haber verdi ..vay anam vay bu çıldırdı..Zorla makam arabası ile kocasının çalıştığı fakülteye gönderdi orada arabanın antenini taktım .Sonra buna yaklaştığımın dedikoduları yayıldı.Ardından bunun bana yaptırdığı kendi özel işlerine paralel  ,diğerlerinden de benzer talepler gelmeye   başladı.Bu tür işleri yapmayı reddedip geri çevirince  ne oluyordu öğrenmiştim.Okulun dil laboratuarların da  Müzeyyen ile sevişen Kadir Vefa nın araba teybini yapmadık diye az kalsın dayak yiyecektik.
Şikayet konum oldu bu hal. Siyasi saldırıyı  saklamak için  birilerinin isteklerini geri çeviremeyen hasta olduğumu yutturdular..
. Bana mumsöndürücü olmadığım için her hayvanlık yapılıyordu. Bu tür ,işleri zorla yaptırıyorlardı.Bu durum her şeyin patladığı son gününde bu yönde yaptığım şikayetleri ,Hasta olduğumu birilerinin isteklerini geri çeviremediğimi yutturarak kapattılar.Siyasi saldırıyı  sakladılar.Burada çalışmak benim için çok önemliydi .Devlet memurluğu sınavını gerçi kazanamadan sokulmuştum ama herkes benim bu sınavı kendi çabamla aklımla kazandığımı sanıyordu.Bu yüzden annemin beni deli saydırma  işi ertelenmişti .ve anamın evde yiyeceğimiz yemeği  pişirip ,pişirmediği beni ilgilendirmiyordu. Anneme muhtaçlığım bitmişti.Tüm bunlar için Eğitim fakültesinde çalışmak önemli idi benim için.
Eğitim fakültesinde üzerimdeki baskıyı artıranlara   arada bir iyilik ederek baskıyı hafifletiyordum.Mumsöndürücü olmayı bir ara istedim ama geç kalmıştım. Akıllılık edip başında eğilim gösterememiştik.Mumsöndürücüler beni istemiyordu.Benimle ilgili konuşmalar duyuyordum .Mumsöndürücüler benim için “ yav bir yılı kaldı gelecek yıl gidiyormuş” diye bir birlerini  teselli ediyorlardı. O yıl üniversitenin 3.sınıfında idim yaşadığım bu çifte bunalımdan ilk defa sınıfta kaldım.Ama mumsöndürücülere söylemedim. Beni dördüncü sınıfta sanıyordular.Bir gün birisi “okul ne zaman bitiyor “diye sordu bende “uzadı sınıfta kaldım dedim.”.
Benim o günlerde yaptığım en büyük hataydı bu.
Uzun, uzun baktı gitti.Herkes öğrenmiş ortalıkta işsiz güçsüz dolaşanlar ; manalı ,manalı baktılar birkaç gün.Benim için paketleme programı sanıyorum bu günlerde başladı.Okutman Kadir Vefa şerefsizi bana zorla yaptırdığı işleri ,yapamadım cevabım üzerine yapmak için bak diye ekstra  dan uyarıyordu.Cansın piçi her gün birkaç defa siyasi azarlama yapıyordu.Cansın boş vakitlerini beni azarlamaya ayırıyordu. Bazı memurlar başka yerlerde kendilerine mumsöndürücü oldukları için yapılanları hatırlatıyorlardı bana.Mumsöndürücü olunmayan Üniversitelerde yapılan uygulamalardan bahsediyorlardı .Sık sık Marmara Üniversitesi yada Atatürk Üniversitesi n den dem vuruluyordu.Bu şekilde yaşayarak devam ediyordum.Günler sonra.Garip bir sessizliğin yaşandığı bir an geldi. Cansın bile bir şey söylemiyor sadece yüzüme bakıyordu.Siyasi azarlama kesilmişti.Sanki beni artık olduğum gibi kabul etmişlerdi .Sanki nefretten vaaz  geçmişlerdi.Birden sevindim .Burada çalışmaya devam etmeyi çok istiyordum.Hatta minnet duygularım için kendileri gibi olmayı biraz uyum sağlamayı yani değimle sularında gitmeyi hafiften kendileri gibi ,biraz eli uzun, biraz sapık ,az alkol, biraz günah.Benimle dost olduklarını sandım bunların yanına iyice sokuldum. Çalışmak istiyordum işimi kaybetmek istemiyordum fedakarlık yapıyoruz aklımız sıra .
Korkudan girdiğim dostane ilişkileri  öteden beri hep böyle devam ediyormuş gibi yutturdular .Şikayetlerim   suçlarımdan kurtulmak için   uydurduğum yalan olarak alındı.
Bana her işi yaptırıyorlardı .Teknisyendim ama izine gidenin yerini  benimle dolduruyorlardı .Sinirleniyordum ama   .Başka çarem yoktu.Diğerleri gibi mumsöndürücü değildim.Bu  şekilde devam etmem gerekliliğini kabul etmiştim başka çarem yoktu.Eğitim fakültesinin suç  grafiğinin en tepe noktasına gelinen mevsime geldik. Öğrenci başvuru ları.Daha önceki cümbüşlerde servetin döndüğünü söyledikleri zaman.
Para kazanmanın zamanı ,fuhuş un rüşvetin zamanı. Av    zamanı gibi bir şey.
Memurlar başvuru formlarını yine fotokopi yapıp kendileri için sattı...Selaattin Karakayalı Nail Sayami adındaki mumsöndürücü den bu işten toplanan paradan pay istedi.
Eğitim fakültesinde Eylül ayındaki ön kayıt zamanı avlanma  mevsimi gibi oluyordu
Memurlardan biri kız öğrencilerden birine kendini Beden eğitimi bölümü okutmanı olarak yutturdu.Kız öğrenciyi sınava hazırlıyor ..Beden eğitimi sınavı için jimnastik yaptırıyor.Kurs veriyormuş kazanma garantili.Kızın kaslarını yumuşatma bahanesi ile okşuyor.Tüm bunlar  okulun spor salonunda yapılıyor.Okulun içindeki spor salonunda.Yemek arasında bize anlatıyor gülmekten ölüyorduk. İzlemeğe gittik  kızın yanında beni gülme krizi tuttu mumsöndürücü çok bozuldu..Az kalsın kız uyanacaktı.Masaj bahanelerinden sonra kızı öptüğünü görüyorduk.Sonra daha neler yaptı bilmiyorum.Bu kız sınavı kazanamadı ağlayarak gitti.Fakir fukaranın çocuklarının hem parasını alıyor hem de her türlü kullanıyorlardı.Bu sadece , güpe ,gündüz göz önünde olanıydı.Bölüm başkanı ile kavga etmişmiş o yüzden çok uğraşmasına rağmen torpil yaptıramamış olmuştu.Bir başkası resim kursu düzenliyordu.Memurlar var içinde. Her türlü fırsatçılık vardı .Çocuklar okula girmek için her türlü çare arıyorlardı.Öğrenciler kursları aldıktan sonra yada bir yerlerde şey edildikten sonra her neyse.Sınavlara alındılar.Değerlendirmeler bitti.Okulun kendi verdiği kursta iki öğrenci kurs parasını ödememiş.Kız öğrenciyi  bölüm okutmanı diye kandırıp kurs veren Muşlu mumsöndürücü   fakülte sekreterinin her türlü ortağı.Bu fakülte sekreterinin tüm kazanımlarıyla ortak mış..Cümbüşlerde bu yanımıza gelmezdi..Buna yalaka der diler, Bu yalaka mumsöndürücü  okulun verdiği kursa katılıp , kurs parasını ödemeyen öğrencilerden gidip parayı benim almamı istedi.Bende bu parayı alıp kendisine verdim. Paranın yarısını geri verdi. “ Bu parayı bunlar geciktirdiği için   Sadi silmiş , Necdet ile sen çok çalıştınız ikiniz bölüşün dedi”Bir sevindim parayı benimle bölüştüğü için değil  mumsöndürücüli ye kabul edildim diye seviniyorum.Bu herif aniden beni neden sevmişti  anlayamamıştım  kaybolan nefreti için bende bir değişiklik olmamıştı .Üstelik çok çalışmamı da kendi sağlıyordu.Bu Sadi dediği okulun fakülte sekreteri Müdür yardımcısı anlamında.Birkaç gün içinde aniden ortaya çıkan  değişikliği tam  olarak anlayamıyordum,  ve üzerinde de durmak istemiyordum.Meğer birkaç gün sonraki altın vuruşta beni kullanmak için hazırlıyormuşlar .Okulun Dekanı ,Dekan yardımcısı ve bazı bölüm başkanları acilen izine gittiler .Sanki bir şeyler planlanmış tehlike den uzaklaşmıştılar.Mutlu bir devlet memuru olmuştum sanıyordum.Fakülte sekreteri odasına çağırarak , yetenek sınavının değerlendirme notlarını  ,bilgisayara girme işini benim yapmamı  istedi .Bunu benden  yalnız başıma istemesine şaşırdığımı   görünce,yanında falan bölüm başkanı da seninle gelecek dedi.Değerlendirme notlarının bilgisayara girileceği yer , Eğitim fakültesine neredeyse  15 kilometrelik mesafe uzakta merkezde .O  günlerde bilgisayar vs kurslarının verildiği Üniversitenin bilgi işlem merkezi.Eski İİBF binası. Eğitim fakültesin de bir adet bilgisayar vardı. Bana bu işin yaptırılışının nedeni ni de Prf.Ali Özçelebi nin bana güven duyması ve diğerlerinin zaten bu bilgisayar işinden fazla anlamamasıymış. Yalan.Ben o günlerde qbasic program kursuna gidiyordum.Qbasic  programın da bu iş nasıl yapılır bilmediğimi söyledim. Bilgisayarda her şeyin ayarlanacağını benim sadece notlar için rakamları girmem gerektiğini söyledi.Tamam  dedim   bölüm başkan yardımcısı ını beklemeye koyuldum.Biraz sonra bölüm başkan yardımcısı geldi .Okulun şöforu makam arabası ile beni ve bölüm başkan yardımcısını 15 kilometre ötede şehir merkezindeki üniversitenin bilgi işlem merkezine bırakarak.Üniversitenin asıl kam püsü nün bulunduğu Görükle ye gitti. Geri ye bizi almak için dönmeyeceğini söylemişlerdi.Bilgi işlem merkezinden geriye kendi imkanlarımızla gelecektik.Bilgisayarların olduğu bölüme geçtik.Odada başka birileri de çalışıyordu. Bir bilgisayarın önünde oturduk. Cobol programını çalıştırıp formül hazırlayacak biri geldi programa formüller girdi.Cobol programı bu günün Excel   programına benzer. Hücrelere  formül  giriyorsunuz daha sonra bu hücrelere girilen sayısal değerleri  cobol programı istediğiniz işlemlerden geçirerek sonuçlar çıkarıyor.Adamın  gözü bende ( yani kurbanda)..Bir iki işlem yapıp bana bakıyor.Ben bu arada sağa sola bakıyorum. Orda görevliler var bilgisayar kullanan epeyce memur var.Bana güvendikleri için bu işi yaptırıyormuşlar yalanını hissettim ama ne numara  olacaktı ki. Biraz sonra beni bilgisayarın başına geçirip , kağıtlar da hazırlanmış üç bölümün değerlendirme notlarını nasıl gireceğimi öğrettiler.Bu iş bittikten sonra çıktı için orda görevli bayan memur dan yardım isteyecektim.Yanımda gelen bu iş uzun sürer benim başka işim var sen bu işi bitirmeye yakın gelirim beraber fakülteye döneriz dedi  gitti.
1988-1989 Eğitim öğretim yılında Uludağ Üniversitesi Eğitim fakültesinde yapılan yetenek sınavı değerlendirmelerine gizlice müdahale ederek sınavlar da başarılı olamayan bazı öğrencileri başarılı olmuşlar gibi gösterdiler.
VE BU İŞİ BANA YAPTIRDILAR.
 Ben başladım notları girmeye beraberinde düşünüyorum , böylesine önemli bir şey için beni seçmişlerdi . Güya bana güveniyormuşlar. Bölüm başkan yardımcısı da gitmişti.Yapa yalnızdım.Önümde parmak uçlarımda Eğitim Fakültesinin yetenek sınavı ile öğrenci aldığı sınav sonuçlarının değerlendirmesi var. Yani ben istersem bazı notları fazla yada eksik yazabilirim.,Bunu yapacak nedenim yok ama heyecanlandım.Ama ya hata yaparsam ..Kafamdaki düşüncelere son verip hata yapmamak için  notları girmeye odaklandım.Notları girdim .Sanıyorum bir buçuk saat kadar sürdü.Yan odadaki görevli bayan memur a haber verdim printer den çıktısını da aldırdım.Başladık bölüm başkan yardımcısını beklemeye.Saatler geçti gelen giden yok . Orda bir kaffe de yemek yedim tekrar bekliyorum yine yok.Önle den sonraki bir saat olmuştu.Yine yok.Garip bir huzursuzluk yaşamaya başladım . Bir şeyler dönüyor ..Ama ne.?.Beni neden yalnız bırakmışlardı.?Bu adam hala nerdeydi.? Neden kimse beni arayıp sormuyordu.?
Bu sorulara cevap veremedim. Sadece yalnız kalmak konusunda bir numara olabilir diye hemen kendi imkanlarımla fakülteye dönmeye karar verdim.Bir minibüs ile Eğitim fakültesine dönüyorum. Bir numaraya dönüyordu  ama çözemiyordum .Elimdeki not kağıtlarını incelemeye başladım.Yukardan aşağıya yaklaşık 4 değerlendiricinin notları sıralı .Sayfa başında öğretim görevlilerinin isimleri yazılı.Hocaların öğrenciler için verdikleri notlar var.Yukardan aşağıya sıralı satırların birisi  hafif garip. İlk üç değerlendiricinin notları bir birine yakın .45,35,40 gibi devam ediyorsa bu satırda  değerlendirme şok şekilde 65,70 oluyor.Bu satırda yer alan not ortalamayı etkiliyor ama sonucu fazla etkilemiyordu.Değerlendirme çıktısında en yüksek nottan aşağı doğru sıralamayı inceledim yine bir şey anlaşılmıyordu.Değerlendirme çıktısında yukardan aşağıya doğru sıralı isimlerin değerlendirme kağıtlarındaki  notlarını aklımdan ortalamasını bularak karşılaştırmaya başladım.Değerlendirme çıktısında örnek: sonuç puan 60 almış bir öğrencinin değerlendirme notlarının ortalaması 60 olmuyordu.Normalde olması gerekiyordu.Değerlendirme çıktısındaki   değer elimdeki değerlendirme kağıtlarının garip satırındaki değerle eşit ,görünüyordu.Garip satırdaki not kaçsa değerlendirme notu ortalama sonucu o  olmuş.. Bilgisayarda hazırladıkları formül nasıl olmuşsa  girdiğim dört farklı notu değil sadece garip  satırı  dikkate  almıştı .O günlerde Cobol programını bilmediğim için bu iş nasıl yapılmıştı anlamıyordum ama bu haliyle  öğrencilerin notlarını artırmış, Eğitim fakültesinin Yetenek sınavı değerlendirmesine müdahale ederek  istedikleri öğrencileri n okula yerleştirilmesini sağlamışlardı.Aynen beni mumsöndürücü sanıp teknisyen memur olarak devlet kadrosuna aldırdıkları gibi .Bu sefer de Hile ile bazı ailelerin çocuklarını eğitim fakültesine sokmuşlardı.. 
1988-1989 Eğitim öğretim yılında Uludağ Üniversitesi   Eğitim fakültesinde yapılan yetenek sınavı değerlendirmelerine gizlice müdahale ederek sınav larda başarılı olamayan bazı öğrencileri başarılı olmuşlar gibi gösterdiler.
VE BU İŞİ BANA YAPTIRDILAR.   . Ben bu yüzden tam 23 yıl ;Birilerine tüm bunları inandıramayayım diye önce yalancı ,sonra yalan söyleyip inan hasta, akıl hastası ,şizofren diye tanıtılarak beraberin de , delirtilmeye çalışıldım. Abluka altında tutuldum  ve bu durum devam ediyor. Bu durum ortaya çıkmasın diye  23 yıl boyunca neler yaptılar burada okuyacaksınız.
Bilgi işlem merkezimden aldığım değerlendirme sonuçları ile eğitim fakültesinin önüne vardığımda .Kısa bir süre önce yanıma yanaştırılarak benimle samimiyet kurdurdukları birkaç öğrenciden birinin  adeta beni bekleyen bakışlarıyla karşılaştım.Yolumu gözlüyorlar yani.Nereden geldiğimi ona söyledim..Bana hemen şu soruyu sordu. “-Bilgi işlem merkezinden çıktıktan sonra  nereye  gittin?.Büyük bir tedirginlikle  panik içinde  soruluyordu.Bilgi işlem merkezinden çıktıktan sonra   nereye gittin.Değerlendirme notlarını Müdür yardımcısına verdim..Bilgi işlem merkezin den sonra nereye gittiğimi  sordu.Neden geç kaldın sormuyorlar. Neredeydin diye de sormuyorlar.Neden yalnız geldin diye de sormuyorlar.Sadece  nereye  gittin .Onlara hiçbir yere gitmediğimi bölüm başkanını uzun süre bekledikten sonra minibüse binip geldiğimi söyledim. Dosyanın içindeki  değerlendirmeler ve çıktılara bir göz atıp ,Eksik var mı, yok mu kontrol ettikten sonra odadan çıkmamı istedi.Başkalarına göstereceğimden korktukları bir şeyler vardı ve ben onları biliyordum.Sınavları satmışlardı .İlerleyen günlerde bazı bölüm başkanları hemen yapılan bu sınavın arkasından  özel binek otomobillerini  aldılar.Aynı günler içinde sıfır kilometre yeni araçlar.Bu arabaları gördükten sonra ben yüksek sesle düşünmeye ve değerlendirme notlarıyla ilgili düşüncelerimi sağda solda belirtmeye başladım. Bir sırrı açıklar halde değil de olağan sıradan bir şeymiş gibi komiklik olsun diye söylüyordum. Bunlar için sıradan şeylerdi çünkü .
Ağzımdan alınır alınmaz değerlendirileceğini pek sanmıyordum ben çok tecrübesizdim 23 yaşında idim.
İLGİLİ TARİHLERDE İLGİLİ KİŞİLERİN SIFIR OTOMOBİLLER ALDIĞI VERGİ DAİRELERİN DE SANIYORUM KAYITLIDIR.
Fakülte sekreteri sorgulanırsa fazla zorlanmadan zaten  itiraf edecektir .Bu işi bana neden yaptırdıklarını o günlerde anlayamadım.Okulda bilgisayar vardı neden uzak bir yere gitmiştik.?Okulda ve bilgi işlem merkezinde bu işi süper bir şekilde yapacak çok memur vardı.Ben teknisyendim pense ve tornavida ile çalışıyordum.Ve ben orda neden yalnız bırakılmıştım .?O günden sonra birileri yüzüme sırıtarak bakıyordu..Özellikle fakülte sekreterinin yardımcısı .Okulda ikinci bir fakülte sekreteri daha vardı .Tuncay Bilgin Üniversitenin ana yerleşkesinden kovulmuş .Tam emin değilim ama sanki benzeri kötü işler şüphesinden. Bu peşime takıldı ,arabasına oto teybi almamı istiyor.Diğerine almıştık parayı vermemişti .Bu yüzden buna ters cevaplar verdim. Güya ben teknisyenmişim bu yüzden daha iyi anlarmışım o yüzden benden istiyormuş.Tuncay Bilginin istediği oto teybini cebimden para vererek almadım. Bunun karşılığında bir den bire Hamza Zengin adında biri hemen şefim oldu.Bu hademelerin şefi idi..Bana pek karışmazdı.Bu sürekli bana tuvaletlerdeki yanmayan lambaları onarmamı ,spor salonundaki öğrencilerin duşlarında açık kalan lambaları söndür me mi ,tuvaletlerdeki yanmayan lambaları aksatma dan tamir etmem konusunda uyarıyordu .Spor salonunda kızların duş aldığı bölüm de içinde duşların bulunduğu salonun camdan ışığının yandığını gördüm kapısını elimle açık mı kapalı mı diye yoklamak isterken ;kapı arkadan kilitli olmadığı için kapı açıldı belden yukarısı çıplak kız öğrenci ile karşı karşıya kaldık.Kız öğrenci korkunç bir çığlık attı.Kapıyı kapatıp korkudan oradan uzaklaştım.Benim bu işleri bilinçli yaptığımı yutturdular.Sapık olarak suçlandığım konulara dayanak olarak bunu göstermişler.Kız gereğinden çok çok fazla çığlık attı. Kaçmış gitmiştim koridordan hala arkamdan çığlık atıyor.Çok tuhaf bir şeydi ..Kapıyı açık unuttuysan şaşırdın çığlık attıysan tamam kapıyı zorlamadım kilitleseydin.Yada kapıyı çalmadan neden giriyorsun diye çıkışır böyle durumlarda birisi.Köşede hazır bekliyorlarmış gibi birisi geldi “ ne oldu ne oldu”.Işıkları söndürecektim kapıyı açık bırakıp üstü çıplak şekilde bekliyormuş dedim.Ayakkabılarımı ve gözlerimin rengini ilk defa görmüş gibi bakıp bir yere gitti.Buradan nefret etmiştim artık. Evim gidilecek bir yer değildi ..Geldiğim yer kalınacak bir yer değildi.Bir yılımı doldurduğum için izin alma hakkım doğmuştu ..Hemen izin alıp İzmir e gitmek istedim.Ama bir türlü vermek istemediler.O günlerde nedense orda olmamı istiyorlardı ne olacaksa.Garip bir şekilde izin taleplerim geriye çevriliyordu. Küçük yaştaydım annemin yüzünü görmemek için çare arıyordum. Berbat bir ailem vardı . İzmir deki Üniversitelere   geçmek aklıma geldi.İzne çıkmayı bu yüzden istemiştim .
Her ne halt planlamışlarsa bir iki hafta içinde sonuçlandıracaklardı sanıyorum. Okulun Dekanı ve Dekan yardımcısı okulda olmadığı için onları bekliyorlar.Fazla ısrar edince , hiddetlenince izin almayı başardım.Karşımda Cansın piçi bitti.İzine nereye gittiğimi soruyor..Benden yaşça büyük  iri cüsseli bundan korkuyordum bana slogan bazında azarları bu yapıyordu.Akşam kaçta gideceğimi soruyor. Akşam 8 için bilet almıştım ama buna yalan söyledim saat 5 de gideceğim dedim.Bu akşam saat 6 da evimizin zilini çaldı .Kapıyı açtım sırıtarak sorumlu olduğum yerin anahtarını istedi. Bende verdim..Sırıtıyordu şerefsizce.Bahsettiği yerin anahtarı bekçide ve fakülte sekreterin de de vardı.Benden neden istiyordu önce anlayamadım.Ben İzmir e gittim.İzmir Buca da ki Üniversite ye gidip tayin olma imkanını aradım.Kadronu al gel dediler ..İmkansız bir şey di. Kim verecekmiş kadroyu..Aklım verdiğim anahtarda ,aklım bana neden izin vermemeğe direndiklerinde, aklım cobol programında ,aklım aniden ortaya çıkan şefimde,Aklım yüzüme son zamanlarda neden sırıttıklarında.İlk baştaki daha çok rahatsız ediyordu.Anahtarları neden benden istedi onlarla ne yapacak.İstediği zaman zaten video ları , yada televizyonları or dan alıyor.Daha sonra dan tüm konuşmalarımı mumsöndürücülere aktardığını sandığım ve hep temkinli olmaya gayret ettiğim hademeyi arayarak ,Benim sorumlu olduğum yerdeki cihazlarda bir eksik var mı diye sordum.Bir videonun olmadığını ve tutanak tutulduğunu söyledi.Sonra sorduğum hiçbir soruya cevap vermedi.Sadece “ sen bir gel hele” diyor.Cansın piçi telefona çıkmıyor. Tuncay Bilgin e ve Sadi Tuncer e bunun benden anahtarı nasıl aldığını anlatmaya çalışıyorum.Bu video ile ilgili bir iş çevirecekler diye düşünüyordum.Tuncay Bilgin   hırs içinde “ sen hele bir geeel bakarıııız” dedi.  elimize düştün edasını hissettim.
Tüm her şeyi yeniden düşündüm.
Mumsöndürücü olmadığım için yapmadıkları kalmamıştı , sonra kullanmaya başlamışlardı, bununla da yetinmeyip altın vuruşta kullanmışlardı . Cobol programında formülü ayarladıklarını kimse bilemezdi.Oluşacak aksilikler için kullanmak maksadı ile beni yalnız bırakmışlardı.Kazara ortaya çıkan olumsuz durumlarda suç benim üstüme atılacaktı.Yerinde olmayan bu video ile de paketleme operasyonu bitirilecekti .Tuzağa düşürüldüğümü hissetmeye başladım.Hırsızlıkla ve sapıklıkla suçlandığımı henüz bilmiyordum.Gıyabımda her şey halledil miş.Ama bu bir şekilde ,sözde benim suçlarımın şahitlerini zor durumda bırakmamak için, video cihazının yokluğu ile suçlanıp bağırıp çağırıp istifaya zorlayacaklardı.
 GIYABIMDA HERŞEYİ HALLETMİŞLER BEN YERİNDE OLMAYAN VİDEO CİHAZI İÇİN BAĞRILIP ÇAĞRILIP KOVULACAKTIM.BEN BU YÜZDEN KOVULDUĞUMU SANACAKTIM. BU İŞİ MERAK EDENLERE SUÇ DOSYAM GÖSTERİLECEKTİ. AMA BEN SUÇ DOSYASINI HİÇ  BİR ZAMAN BİLMEYECEKTİM
Devlet dairelerinde buna benzer uygulamalar var yani güya hayatı kararmasın ,bir hata yapmış.İşine son vermemiz yeter. Ailemde yaşadığım bunalım ve kat katlarına burada mağdur oluşum bana aptal biraz akıldan hasta görünümü vermişti.Bu yüzden küçük hesaplar yaptılar.Hiperaktif   yapım ve sinirlerimin zayıf oluşu ailem her türden dezavantajımdı.İzmir den dönüp Bursa da Mumsöndürücü Cansının elinden güzellikle videoyu almak için bana yardım edeceğini sandığım Eğitim fakültesinde çalışırken Milli Eğitime geçen Cansının arkadaşının yanına gittim.Bu hayıflanır gibi “nerdeydin nerdeydiiin “. Kafasını sallayarak birazda sırıtarak “merak etme merak etme alırız bakalım.Sen şimdi nerdesiiiin.”Yüzüme dişlerini sıkarak bakıyor neredeyse.Bunun bu hali hiç hoşuma gitmedi.Hemen MHP ilçe teşkilatına Ülkücülerin yanına gittim ,kendilerinden yardım istedim.Beni bir Avukatın yanına gönderdiler . Avukatın bir dövmediği kaldı ..Şaştım kaldım.Tekrar Ülkücü arkadaşların  yanına gittim.Konuştuğum kişi yere bakarak konuşuyordu.Sanki bir yerden terslemişlerdi.Ertesi gün evden aldığım ekmek bıçağı ile okula gittim .Okulun kapısında sanki teyakkuz olmuşlar gibi bir halleri vardı.Fakülte sekreteri panik içinde” ne oldu , ne oldu  hem kendin veriyorsun hem de ….“. Cansın elinde videoyu bir gazeteye sarmış halde ve gözleri yerinden fırlamış halde okulun bahçesinden içeri girdi.Felaket bir kasırga esmiş.Korkudan altlarına yapacaklar.Halleri beni rahatlatmıştı.Biri bunları fena benzetmişti ..Yüzüme yalvarır gibi bakıyorlardı.İkinci fakülte sekreteri” senden ben bir şey istemedim ,senden ben bir şey istemedim “ diyerek yalvarıyordu.Yanımda çalışan hademe şaşkın ,şaşkın kendinden beklenmeyeni yapan birine bakıyor gibi baktı.İzmir e döndüm şaşkın ama biraz rahatlamış gibiydim.Bunları o gün kim korkutmuştu anlayamadım. İzmir de ablamın evinde okulda olanları anlattım.Eniştem sabredemedi  “ben yaptırdım ben “dedi. Ablam sanki Mit operasyonun gizli kalması gereği için “sert bir şekilde “hayıııır” dedi.Ablam yakınlarımızdan birinin kızının koca ihtiyacını karşılamak için o günlerde benden cevap bekliyordu.Evde kalmış.Oraya ,buraya misafir gidiyormuş,bunun evine de uğramışlar .Ablam çevresindeki ihtiyaçlar için biz erkek kardeşlerini kullanmayı çok severdi.. Benim bununla evlenmemi istedi cevap bekliyorlardı.Eğitim fakültesindeki devlet memurluğum dan bu zavallı kızda yararlansın istiyordu.Garanti maaşım var ya.Eğitim fakültesinde bana neler yaptıklarını o gün ilk defa anlattım. Ve şu anda bana zimmetli bir malzeme yerinde yok..Alıp götürende  getirmiyor demiştim.
ABLAM ,ENİŞTENİN VASITASIYLA MİTİN BURSADAKİ AYAK TAKIMINI EĞİTİM FAKÜLTESİNE HÜCÜM ETTİRMİŞ.
Eğitim fakültesindeki korku bu yüzden ayyuka çıkmış.. Ben bu durumu ,ona buna kim yaptı bu işi  diye sorarak öğrenmeye çalışıyordum. Benim bu kişilerden haberim olmadığını hemen anladılar.Bu durum onlara yeni planlar yaptırdı. Sinirden her tarafım ağrıyordu ..Yıllar sonra bana yaşattıkları işkencelerden daha sonra uzmanı olduğum depresyon  durumu nun  çok ağırını geçiriyormuşum haberim yok.O kadar çok şerefsizlikler yapmışlardı ki.Bu son çevirdikleri numara beni çıldırtmıştı.Dekan yardımcısı Prf Ali Özçelebi evdekileri kandırmak için eve gidiyor.
Anne okuma yazma bilmiyor devlet eve gelmiş diye seviniyor
Anne benimle ilgili bildiği kafasından uydurduğu ,sandığı her şeyi buna kusmuş.Bu anlattıklarının içinde benim meşhur alın yazım var.Anne ve abla tarafından ne zaman tarumar edilip sinirden kıvranacak hale getirilirsem.Hemen arkasından konuya komşuya ,kardeşe akrabaya…Büyücünün “birileri karşısına çıkmış. Çok korkmuş bu yüzden hasta .Düzelmesi için sabah erken saate iki güvercin kafası haşlanıp ağzına boca edile rek uyandırılacak  o zaman düzelecek “dediği açıklaması yapılıyor. Korkmuş hastalanmışım.Prf .Ali Özçelebi bunları duyunca çok seviniyor. Seviniyor ama hikayenin bir bölümü ı hiç hoşuna gitmiyor .Bunu bu haliyle duruma  uyarlamak çok tehlikeli.Bu yüzden yeni duruma uyarlamak için hafif değişiklik yapmış.Bu açıklamada tehlike var bu yüzden hırsızlık,sapıklık yaptı    bu iş açığa çıktı bu seferde bundan hastalandı diye çevirmiş.
Ailem 24 yaşına kadar bilmediğim bir yerde bilmediğim kişiler tarafın dan korkutulup aklımın kaybettirildiğini konuşuyor du.Büyücü öyle demişti
24 Yaşından bu günlere kadarda Eğitim Fakültesinde hırsızlık ,sapıklık yapıp bunlar ortaya çıktı diye korkup hastalandığım konuşuldu   .Kızılbaş Prof  Ali Özçelebi böyle demiş..
Akşam eve gidince annem mutluluktan uçuyordu. Yüzüme mutlu ,mutlu baktı.Bu bakışı daha önce hiç görmemiştim.Pijama hazırlamış  .Hastaneye yatacağız ya.O güne kadar pek pijama giydirme işine alıştırmamıştı.Ayıp olur tımarhanede herkesin pijaması var.Pijamalara   bakıp ,bakıp sinirden ağladım.“korkma korkma seni Sevirler “ Üstelik beni de seviyormuşlar.Neden seviniyor biliyor musunuz .?. Bakın Devlette bunun   deli olduğunu anladı  yıllardır kimse inanmamıştı oysa.Hatta bazen niye inanmıyorlar diye sinirden ağlamıştı” anam bene kimse inanmir”Devlet bu kaçırırmı heç .Bağ hemen anladi. Devletin beni iyileştireceğini artık her gün ,her gün yemek sormayacağımı, evdeki pislik ortam dan şikayet etmeyeceğimi, ablam için çevirdiği numaralara ses çıkarmayacağımı bekliyor.İyileşirsek bunlar garanti.Sinirden gözlerim ve başım çok ağrıyordu. Yıllar sonra bana yaşattıkları işkencelerden daha sonra uzmanı olduğum depresyon un çok, çok ağırını geçiriyormuşum haberim yok. Bunu gizlemek için her numara çevrildi.O kadar çok şerefsizlikler yapmışlardı ki. Bu son çevirdikleri numara beni çıldırtmıştı.Tıp fakültesine gittim.Tıp fakültesindeki doktor ile tam konuşuyorduk bir yerden gelen telefon üzerine doktor değişti.Değişikliğin sebebini anlayamadım.İçine girdiğim depresyon gizlendi hiçbir işe yaramayan çocukları kandırmak için kullanılan ilaçları vermiş.( Doktor hanımın adını sır gibi saklıyorum inşallah bir ara  kucaklaşacağız)İlaçları kullanırken bazı kişilerin  ilaçlara bakıp güldüklerini gördüm..Bu durumdan şüphelenip ilaçları bir daha kullanmadım.Bir süre herkes uzak durdu. Olay gününün ertesi Dekan acele Ankara ya gitmişti.Mecliste bazı kurullara üyeydi. Buradan aldığı destek ve Eğitim fakültesinin öğrenci kadrosuna illegal yoldan soktukları öğrencilerin çevrelerinden aldıkları destek ile MİT müsteşarına ulaştılar.Sanırım iş tersine döndü çünkü daha sonra enişte bana boku yemiş gibi bakıyordu.Yani biz onlara ayak takımını saldırtmıştık. Onlar Müsteşara ulaşarak bu işin uzmanları ile İşbirliği imkânı kazanmıştılar.O günlerde artık sanki yeni bir numara çevirmeyecekmişler izlenimi verdiler. Bende yuttum. Meğer daha etkili başka bir paketleme programı açmışlar.Bu defa ki kadro süper.Eğitim fakültesinde tüm personel, Sokakta Devletin solcu çetesi; evde Ailem.Hakkımdaki uyduruk suçlar için yeni daha sabit operasyonlar hazırlanıyor. Daha temkinli .Tam hazırlık.Öncekiler her nasıl olduysa püskürtüldü, birazı tarafımdan birazı da kazara birileri tarafından yapıldı ama kim bulamamıştım.Öncelikle şikâyetlerim çürütülüyor.Benim hiç baskı altında kalmadan kim ne istiyorsa onun isteğini yerine getiren hasta olduğum ispat ediliyor. Yani uyduruktan.Dç Mualla odasında tezgah kurmuş. Bir şahit te oturmuş hazır bekliyor, odaya beni çağırıyorlar.Mualla daktilonun arızalı olduğunu söylüyor. Daktiloya doğru yöneliyorum. Hemen müdahale ediyor.“Daktiloyu karşı masada onar”. Daktiloyu alıp karşı masada oturan mumsöndürücünin önünde test ediyorum.Masada oturan mumsöndürücü beni izliyor. Daktiloda sorun yok. “tamam, şimdi bu masaya getir”.Diğer şahit mumsöndürücü bana bakıyor ama hiçbir şeye dikkat etmiyor sadece öylesine bakıyor.Orada şahit olsun diye oturtulmuş. Birilerinin emirlerini geriye çeviremeyen hasta olduğum yutturulacak. Testi yapan Mualla şahit ise Muharrem aylarında mumu söndürüp akrabalarıyla kim denk gelirse cinsel ilişki yapanlardan biri.
Benim hiçbir baskı altında kalmadan kim ne istiyorsa onun isteğini yerine getiren hasta olduğum ispat ediliyor. Yani uyduruktan
Başta Dekan Prf Ulviye Özer   ve diğer mumsöndürücüler özel işlerini zorla yaptırıyorlardı ya ,bu durumun  ilerde ortaya çıkmasından dolayı oluşacak sıkıntı için önlem alıyorlar.Kendi gönlüyle ırzına geçtik zorlamadık gönüllüydü demek için.
Zorla hırsız yapılacağım  ama bir engel var
Bana yaptırdıkları işleri zorla bedavaya yaptırıyorlardı. Kimse zorla yaptırdığı iş için para ödemez tabi . Çevirecekleri hırsızlık tezgahlarından sonra ,beni hırsızlık yapıyor diye yutturacaklar , ,ama birilerinden para istemeden yığınla özel iş yapıyordum bu durum  buna engel oluyor.Dekan yardımcısı Prf Ali Özeçelebi   beni odasına çağırarak uyardı “ bir daha kim gelirse gelsin yanına sakın bedava ya alıştırma yoksa başından iş eksik olmaz.” Biraz sitemle dost muş gibi uyarıyor.Yedim bu numarayı.İnsanlar merak edecek. Beş kuruş para almadan birilerinin teyp, televizyon gibi araçlarını tamir eden kişi neden gidip birilerinin cebinden 10, 20 lira çalmaya kalksın.Çalıştığım bir yılı aşkın zamandan sonra ..Yapılan bu uyarıya uymak için , birkaç defa bana elektronik alet tamir ettirmek isteyen bir kaç hocadan “borcumuz var mı” sorularına karşın.” Beş lira, on lira “ dedim.Dekan yardımcısının çevirdiği numaraya düştük.İdari katta kendilerinden 40 lira kurs parasını bana aldırttıkları iki öğrenci yi, Dekanın odasına girerken gördüm. Odadan çıkarken bana garip garip baktılar. Bu bakışları çok garipti, ne olmuştu ki.Ne olduğunu anlamakta zorlanmadım bana verdikleri 20 lirayı değil tamamını alıp hiç kimseye söylemeden parayı cebime attığımı yutturup bunları da canlı şahit olarak kullanacaklardı.Tabi her zaman her şey gıyabımda olacaktı. Gerçekte nelerden kovulduğumu bilmeyecektim.Bu oyunu önceden çevirmişlerdi tekrar kullanmak istiyorlar.Hummalı bir çalışma var. Bu defa paket operasyonu için aksilik olsun istemiyorlar.Dekan beni Üniversite içinde başka bir yerleşke e götürdü, bir yere kablo çekilecekmiş.Gidip yeri gördük malzeme tespiti yaptık. Başladık çalışmaya.Satın aldığımız kablo kısa kaldı, duvara çakılan malzemeler yetmedi. Oysa hem çok iyi ölçmüş hem de gerekli malzemeyi çok iyi saymıştım. Elektrik kroşeleri paketinin üstünde içinde ne kadar var diye yazıyordu.Duvara çaktıklarımla beraber ağzı kapalı paketteki sayı tutmuyordu. Malzemeyi eksiltip bunları benim çaldığımı yutturacaklar.Herkesin korkup köşe bucak kaçtığı bu şerefsizi (Dekanı k ast ediyorum ) karşıma alıp avazım çıktığı kadar bağırdım. Kıçının korkusundan yutkundu durdu.Koskoca bir Dekan ama korku büyük, yetenek sınavlarında sahte yolla alınan öğrencilerden buna ne kadar para düştü bilmiyorum.Bunlar ortaya çıkarsa kim bilir neler olacaktı.Büyük bir numaraya oturtulduğumu fark ettim..Okul içerisinde daha da hayvan gibi davranıyorlardı.Birkaç hafta içinde bir sürü tuzak hazırlandı ..Yalan söyleyen tuzağı , Hırsızlık tuzağı.Bir koridorun yanmayan lambalarını onarmamı istiyorlar. Yanmayan lambaları onardım.Biraz sonra Şef ile birlikte onarım yaptığım yere gittik. Tavanda asılı lambalar parçalanmış ve yere serpil miş şekilde duruyor.Bunları parçalayıp başkalarını suçlu göstermek için kullandığımı uydurdular.Bu na benzer bir çok tezgah ayarlandı.Sürekli bir numaralar çevriliyordu.Evden ses seda yok beni emin ellere teslim etmişler bir halleri vardı. Annemin hastaneye yatırılmadığım için hafif morali bozuktu.Ne söylersem söyleyeyim “ seni seville sevile “ “ Korkma, korkma seni sevile.”.Yani beni seviyormuşlar.Yakındaki tüm akrabalarımıza korkudan yine hastalandığımı inandırmışlar. Benimle karşılaşanlar hafiften tebessüm ediyor “nasıııılsın.” Diye soruyor.Yer yüzünde yardım isteyeceğim kimseleri hem çete bırakmıyor,.hem de annem ile ablam.Bana inanmasınlar diye önce yalan söyleyen bir kişilik kazandırılıyordu. Sonra hırsız yapılıyordum, sonrada akıl hastası.İnsanlar hırsızlık yaptığım için korkup bu yüzden hem yalan söylediğime hem de sağlığımın bozulduğuna inansınlar istiyorlardı. Annem de zaten, arada bir korkup aklımı kaybettiğimi söylemişti. Bu duruma Annesi de şahitti. Yani her şey hazırdı.İnandırıcılığımı yok etmişlerdi. Bundan sonra canları neyin nasıl olacağına karar verecek öyle yapacaklardı.
1.Yalan söyleyen olacaktım, kimse bana inanmasın diye. =Ama asla hesap soran olmayacaktı.
2.Hırsız olacaktım bir üsttekinin altı dolsun diye = Ama asla mahkeme ortamında yargılanmayacaktım
3.Akıl hastası diye tanıtılacaktım ve birazda yapılacaktım= Ama asla tımarhaneye yatırılmayacaktım. 
Benim akıl hastalığından doktor karşısına çıkmam ,Hırsızlık tan hakim karşısına çıkmam en çok korktukları şeydi.Siyasi saldırıdan ve Özellikle Cobol dan kimseye bahsetmemem için gerekli her şey yapılacaktı.Yeterince yalancı, yeterince hırsız yapıldım, yeterince de delirtildim. Sıra paketleme operasyonuna gelmişti.Kızılbaş Ali Özçelebi bizim evden çıkmıyordu.Benden gizli eve gelip güya benim sağlığım için yardımcı oluyormuş numarası yapıyor numarayı evdekilere yapıyor..Evdeki aileme  benden habersiz geldiğini yutturuyor ama bana adeta evime gittiğini nerdeyse yüzüme haykıracak işaretler veriyordu. Evde işine yarayacak benim aleyhimde kullanacak bir şeyler arıyordu. Zira çok zor durumda idiler. Siyasi saldırı,cobol ,içine düşürüldüğüm depresyon ortaya çıkarsa yanmıştılar.
Arkadaşlarımı tarayıp onlardan bir çare medet ister duruma bile giriyorlardı. Daha sonra gözü kör olan bir arkadaşımı aleyhimde işlerine geldiği gibi konuşturmaya razı etmişler.En azından bana yapılan siyasi saldırıyı kimselere anlatmadığımı kullanıyorlardı. Yani sonradan uydurmuş oluyordum.Anı defterlerimi karıştırıyor oradan bazı alıntıları ofisine çağırıp yüzüme söylüyordu. Adeta evindekileri kandırdık. Elimizdesin delir der ,gibi. Evimize gidip geldiğini hissedip anlayayım diye her numara çeviriyordu. Can düşmanınızın, sizin zor zamanlarınızda sığınıp yardım isteyeceğiniz ailenizi de kandırıp tamamen sizi kontrol altına aldığını hissetiğiniz an, böyle bir durumda Allaha sığının zira çıldırma anıdır o an. Kızılbaş Ali Özçelebi nin bana neler yaptığını inandıramıyordum aileme. Kızılbaş Ali Özçelebi aklımla oynuyordu. Zaten bir iki yıl sonra içki sohbetlerinde aklımı nasıl kaybettirdiklerini anlatıyormuş birilerine.En son delirdiğimi bana bile yutturmaya kalktılar. Delirme detayında daha çok şizofren olduğumu yutturuyorlardı. Yalan söyleyen , hırsız,akıl hastası şizofren.Yalan söyleyip sonra inanan hasta tam tanımlamıyordu durumumu. Açık noktalar bırakıyordu.Hepsinin yerini dolduran şizofren diye nitelendirildim. Daha sonraları Aptal aileme de daha çok bu yutturuldu. Anlattıklarım bahsettiklerim pek yalana benzemiyordu. Birilerinden korkan halimde yoktu. Hırsız halim hiç yoktu. Ben bir şeyleri gerçek sanan hasta diye yutturuluyordum. Yani şizofren.
Yutturdukları her şeyde bir açıklık kalıyordu sonunda beni şizofren diye yutturdular.
Bu tanımlama süper işlerini görmüştü. Halimden yalan söylemediğimi anlayanlar olabilirdi. Halimden birilerinden korkan halim olmadığını anlayabilirlerdi. Kısaca davranışlarım yalan söyleyene ,hırsıza,birilerinden korkana benzemiyordu.Şizofren diye tanımlayarak her şeyden kurtuldular.Anlattıklarım gerçek değildi ben öyle sanıyormuşum.Eğitim bilimleri bölümünden iki hoca gidip gelip yanıma “ birilerinin boğazında birilerinin midesinde kalır” söyleyip arkalarını dönüyorlar. Benim ilgimi çekiyorlar. Bu durumdan rahatsız olup gidip yanlarına “ bu ne demek “ diye sormamı sağlıyorlar.İkisi birden şaşırmış numarası ile “ay biz bir şey demediiiik. Nerden çıkardıııın”.Şizofren numarasına herkesi inandırmışlar. O kadar cüret var ki. Ailem cahil ablam, cahil annem, aptal ağabeyim o kadar imkân vermiş ki bunlara, şizofren numarasını yemeyen bir ben kalmıştım, bana da yutturmaya cüret ediyorlar. Anneeee anne .Yok mümkün değil “korkma korkma seni sevile”.”korkma korkma seni sevile”Başka çarem kalmadı Allaha sığındım.Ağrılar gözlerimin içine doğru ilerliyordu. Başımın her yanı yanıyordu.Planlarıma göre tımarhane ye yâda hapse düşmeyecektim ama sinir olarak kaybediyordum.Sabahları uyanamıyordum. Anlık olayları unutuyordum. Başımdaki depresyon ağrılarından dikkatimi veremiyordum.Dikkatim dağılıyordu..Bu durumu her şekilde kullanıyorlardı.Tıp fakültesindeki doktor hiçbir şeyi yok diye beyan vermişti. Çok ağır bir şekilde geçirdiğim depresyonu hem saklıyor hem de acımadan kullanıyorlardı.Bir şeyler yapmalıyım diye düşündüm. Aklım hep bana yutturulan 20 liradaydı.Bunun bana nasıl verildiğini ortaya çıkarmam gerekiyordu..Bunu bana veren mumsöndürücüyi korkutup doğruyu söyletemeyeceğimi ama , kandırıp konuşmalarını kayıt edebileceğimi düşündüm. Çalıştığım odamda masanın altına ses kaydedici teybi kayıt hali hazır halde ayarladım.Mumsöndürücüyi buraya getirip bana verdiği 20 lira yı konu eden konuşmalar yapacaktım. Bu konuşmalarını kayıt altına alarak, istediğim kişilere dinleterek bana inanmalarını sağlayacaktım.Ben bu mumsöndürücüyi tuzağa düşürmek isterken hademe teybi masanın altına sakladığımı gördü.Ben hemen plan değiştirdim..Hademeyi yanıma ispiyoncu olarak sokmuşlardı .Bunu biliyordum ama onlar benim bunu bildiğimi bilmiyorlardı . İstihbaratı ters yönde kullanmak süper zafer getirir.Başladım buna numaradan yalvarmaya “Çetin, Çetin sakın kimseye söyleme sakın ha.”“Sakın Çetin kimseye söyleme bunlar şimdi günlerini görecekler ” . “ Birader bak biz aynı mahalle de oturuyoruz. Ne olur kimseye bunları dinleyip seslerini kayıt ettiğimi söyleme”.Aslında gidip söylemesini istiyorum.Ben fm mikrofonlarla gerçekten çok uğraşıyordum. Olur olmaz yerlerden konuşma dinliyorduk ama ,bunu Mumsöndürücülerin hoşuna gitsin diye yapıyordum.Hiç kayıt yapmamıştım.
İnanılmaz yediler. Çünkü ben tehdit etmemiştim ulu orta “görürsünüz siz “ dememiştim. Üstelik kimseye söylemesin diye de yalvarmıştım. İnanılmaz yediler. İnanılmaz yediler.Ben deliyim bunlarda akıllı.
Ertesi gün işe geldiğimde yine inanılmaz bir manzara ile karşılaştım.Yüzüme yalvarır ifade ile bakıyorlardı. Çay ocağında bana yer açıyorlar, çay paramı veriyorlar.Eğitim bilimlerinde öğretim görevlisi bir bayan mumsöndürücü. ( şizofren olduğuma inanayım diye bana numara çeken) ile karşılaştık. Ağlamaklı bir sesle   “ nasıl sın iyi misin”   .Dedi.Dâhil olan herkes korku içinde.Ohhh zafer kazandım. Ama bu hallerinin sebebini n, benim kendilerine ilk defa karşılık verdiğim bu kaset numarasıyla olacağına inanamamıştım.O kadar çok şerefsizlik yapmışlardı ki, kasetlere kayıt edilmeye değer o kadar çok şey vardı ki, numarası bile bunları çok korkutuyordu.Daha fazla çıldırtmasınlar diye bazen blokların arasında kaybolup bahçe duvarından kam püsün dışına çıkıyordum ..Bir kaç saat dolaşıp yine aynı yerden içeri giriyordum.İki gün rahat ettim. Ama hala bu gelişmenin sebebini bulamamıştım. Gelişmeyi sadece kaset olayına bağlayamıyordum.Benim lehime bir gelişme ,birileri müdahale etti sanıyorum.
Eğitim Fakültesinin dışında birilerinin de bunları desteklemesi gerekiyor.Bursa Emniyet teşkilatından bir çete devreye sokuluyor.. Üçüncü çete.
Eğitim Fakültesinin dışında birilerinin de bunları desteklemesi gerekiyor.Bursa Emniyet teşkilatından bir çete devreye sokuluyor.. Üçüncü çete.Beni kandırıp konuşturması için Teyzemin benden büyük cahil oğlunu kandırmışlar.Bursa Emniyet müdürlüğünden bir çete devrede. Bu çete devreye nasıl sokulmuş bilmiyorum.Eğitim Fakültesinin dışında benimle bunlar ilgileniyor. Eğitim fakültesinin dekanının isteği doğrultusunda. Eğitim Fakültesi içinde tezgahlanan numaralardan benzerlerini sokaklarda tezgahlıyorlardı.Cahil Feyzullah ı bunlar kandırıyor.Hikâye aynı Necdet korktu rahatsızlandı. . Gerçekten kaset olayı var mı?Birde evinde yapılacak bir iş yaptırsana sanki bundan bıkmış biraz sinirleri bozmuş.Senaryo ya göre Feyzullah Cahili elektrikli su ısıtıcısını banyolarına takmam için benden yardım isteyecek. Bende ona yardım için onun evine gideceğim. Evinde benimle bir sohbet başlatacak. Okulda ne olup bittiğini soracak sonrada bunlar olurken sen hiç kasete falan bunları kayıt ettin mi gibi sorular sorulacak.Aynen oldu.Evine gittik su ısıtıcısına bir türlü karar veremedi. Banyonun içinde bir yer bulamıyor sonra vaaz geçtik. Konuşma faslına geçtik. Cahil halinden bir numara çevirdiğini hemen anladım.Okulda birinci sefer panik içinde sağa sola kaçtıklarında dışarıdan müdahale edildiğini anlamıştım. Yine öyle bir şey oldu gibiydi . Benimle temas kurmak istemiyorlar bundan bu şekilde öğrenmek istiyorlar sandım. Gülümseyerek hafiften sevindim.Kaset kaydı gibi bir şeylerin olmadığını sadece korksunlar diye bir numara çevirdim yediler dedim.“Yine bıktırmaya başladılar. Hırsızlık tezgâhları kuruyorlar”. Diyerek aklım sıra yardım severlere mesaj gönderiyorum.Cahil Feyzullah  okulun dışına nerden çıktığımı bile sordu. Ben sanıyorum dost kuvvetlere söyleyecek. Okulun dışına nerden çıktığımı da söyledim.Ertesi gün okulun daha içine girmiştim ki eyvah, eyvah. O gün bana ne yaptıracaklarını şaşırdılar.Böyle durumlarda okulun blokları arkasındaki bahçe duvarın dan  kaçardım ; O gün maalesef orayı da tutmuşlardı.Cahil Feyzullah   onu da haber vermiş. Son ümidimi de Cahil Feyzullah bitirdi. Çeteler genelde bunun gibi cahil arıyorlardı.Bu yazıyı önemli kişiler okuyacak diye burada küfür yazmıyorum.Bunun gibi cahilleri iki defa kullanıyorlardı. Birincisin de beni bir tuzağa düşürttürüyorlardı, ikincisinde tüm olup biteni korkutarak inkâr ettiriyorlardı.Bu şekilde diğer cahillere bunu anlattığımda birinci cahil olanı biteni inkar ettiği için.Kimse ye bir şey inandıramıyordum..Çeteye daha fazla inanmaya başladılar.
Yüzüme sırıtarak “korkma korkma seni sevile”.Çete tüm bunları ,korkup hastalandığı  için söylüyor diye yutturdu.Yani gerçekte yok öyle bir şey.Böylece şizofren diye tanıtılma fırsatımda çıkmış oldu.Ailenin Cahilini korkutarak kandırıyorlar.Bu çok etkilidir insanları bir yere kadar korkutabilirsiniz .Bu korku bir yerde biter , ama beraberinde kandırdı iseniz epey bir süre kontrolü sağlarsınız ..Arada bir hem korkuyu hem kandırmayı yenilerseniz epey bir zaman işe yarar.İçinde kandırmanın olduğu korku.Cahil Feyzullah ın ağzından  çete ile ilgili bilgi alamadım inkâr etti her şeyi.Okulda ertesi gün neler olduğunu anlattığımda gözleri birden kocaman oldu. Evlerinin penceresinden dışarıda bir noktaya öylece kilitlendi. Bir süre hiç konuşmadı.Sorularıma ters, ters cevap verip evin penceresinden dışarı baktığı noktaya kilitlenip öylece kaldı.İyi kandırmışlardı, çok kötü bir şekilde şok olmuştu. Bana ne olduğuna, neler olacağı umurunda değildi. Geçirdiği şoktan  o anı tekrar, tekrar  kafasında yaşıyordu.Bana numara çevirirken  çok mutluydu.Bu cahil ibne devlet büyükleri ile haşır neşir olmuş kendini önemli biri gibi gördüklerini sanmış. Çocuklar gibi seviniyordu..Bunun gibi daha bir çok cahili kullandılar . İlk başlarda çok seviniyorlar çetenin adamları bunlar için devlet büyüyü.Kendilerinden isteneni büyük bir titizlikle yapıyorlar, hem de mutlulukla, çete bunlardan ne istemişse yüzüme gülümseyerek yapıyorlardı. Çünkü Necdet korkmuş , hastalanmış.Bunlar Necdet i seviyor.Necdet zorla delirtiliyor haberleri yok.”korkma korkma seni sevile”.Kandırıldıklarını anladıklarında hepsinin ortak tepkisi uzun bir müddet ya bir noktaya odaklanıp öylece baka kalıyorlar ya da şehrin uzağındaki ufuk çizgisine dalıp gidiyorlardı. Kandırıldıklarını genelde kendi başlarına anlayamıyorlardı. Ben bağırıp çağırıp çığlık attığımda ancak.Okuldaki çeteye ve dışarıda Bursa emniyet müdürlüğündeki çeteye karşı yapabileceğim  bir şey kalmamıştı artık . Binlerce rezillik yapılmıştı ve bitmiyordu . Siyasi saldırıdan ve Cobol dan asla bahsedemeyeceğim bir hale sokmak istiyorlardı.Başımda ve gözlerimin içine doğru var olan ağrılar iyice artmıştı. Sabahları uyanmakta zorlanıyordum. Sürekli geç kalmaya başladım. İşe gidiş saatim 7 den 9 a, 9 dan 11 e düştü. Daha sonra hiç gidemedim.Sokaklarda rastgele dolaşıyordum. İkinci çete sıkı abluka uyguluyor. Sürekli peşimdeler Peşimde dolaşmalarını hakkımdaki hırsızlık ve diğer şikâyetlerin doğruluğunu anlamak için yaptıklarını sanıyordum.Düşündüğüm gibi olmadığını anlamam uzun sürmedi. Bursa Emniyet teşkilatında daha önce bahsettiğim sebepten dolayı epey Mumsöndürücü vardı. Bursa da ki nüfus yapısı Hanefi mezhebinin lehine  ezici çoğunlukta  idi . Bu durum kolluk kuvvetlerinin mumsöndürücüler den olmasını gerekli kılmıştı. Bunu kim düşünmüşse .Ailem kandırılmıştı yakın akrabalarımızın meraklarını da çetenin kendilerine yutturduğu gibi konuşarak gideriyorlardı “korkmuş heste” . Ailem ve diğer yakınlarımızı annem ve ablam ikna ediyordu.Ama Bursa içinde birilerinden yardım alabilirdim.Eğitim fakültesinin dışına çıkınca Eğitim fakültesinin mumsöndürücülerinin etki alanından çıkmıştım.İstifa etmemi istiyorlardı. İstifa etseydim artık kimseden korkmayacaklardı, istifa etmemek için direnmiştim. Dayanacak halim kalmayınca sokaklarda dolaşarak  bir çare arıyordum. İşte bu durum Mumsöndürücüler için tehlikeli bir durumdu.Ya birilerine siyasi saldırıyı ve Cobol u anlatırsam ..neler olacağını hala tahmin edebiliyorum.
Eğitim fakültesi içinde yaşadıklarımın bire bir kopyasını Bursa sokaklarında yaşamaya başladım.
Ömrümün üçüncü çetesi Bursa Polis teşkilatındaki mumsöndürücüler di .
.Nasılda seferber olmuşlardı .Vergi ödüyorduk güya bizi suça suçluya karşı koruyacaklardı.   Koçgiri, Dersim,Hozat ,Tunceli Yavuz selimin kılıcını tadanlar ,Seyit  Rızanın akrabaları hepsi peşimde  idi. Ellerinde mumlarla peşime koşuyorlardı sanki.Birilerinden yardım almamı engelliyorlar. Olup biteni birilerine anlatamayayım diye inanılmaz bir çaba sarf ediyorlardı. Selam verdiğim herkes titizlikle inceleniyor, mevcut durumu tehlikeye atacak kişiler seçiliyor, kötü şeyler yapıp sonrada hastalandığımı endişe edilecek bir şeyin olmadığı yutturuluyordu. Güzel bir nezaket içinde davranıyorlardı. Yani beni seviyormuşlar.Başımdaki ağrılar iyice artmıştı konuşmakta güçlük çekiyordum. Anlatacağım şeyleri daha çok elimle tarif ediyordum. Yüzümde sinirden çıldırmış bir halin ifadesi vardı ..Bu durumu anlayamıyor çetenin yutturduklarına inanıyor bana nasihat ediyorlardı.Çevrilen dümeni kimse anlamasın diye bu şekilde bir taktik uygulamışlardı.Yukarıdakinin beraberinde de suç tezgâhları hazırlıyorlardı. Lunaparkta ve Bursa otogarda dolaşırken para sayar halde birileri gelip yanıma oturuyordu. Fark eder etmez hemen oradan kalkıp hızla uzaklaşıyordum. Tabi benim hemen oradan uzaklaşmam ne kadar işe yarıyordu bilmiyorum.Eğitim Fakültesinde bana zorla araba teybini yaptırmaya kalkan Kadir Vefa tezel bir hademe ile yanıma gelip “ sana ben zorla bir şey yaptırmadım tamammı” demiş  sonra hademe ile geldiği yöne gitmişti.Hademe bu durumda kendi istedikleri yönde şahitti. Yani hem savcı hem hakim hem gardiyan aynı kişiydi. Durumu doğrulamak için nasıl olsa kimse bana bir şey sormuyordu. Soracak kişi yoktu.Polis  şikâyet üzerine beni test etmiyordu. Peşimde dolaştıklarını fark ettiğimi kendileri de biliyordu.Abluka altında tutmaya çalışıyorlardı .Ablukanın içinde bana  suçlu kişilik kazandırıyorlardı. Birilerini para sayarak yanıma oturtuyorlardı .Bu arada birileri bu duruma bakarak şahit oluyordu ,daha sonra para sayanın paraları beni sebep gösterecek şekilde cebinden eksiliyordu mu ne oluyordu, bilmiyorum.Polis cezalandırılmam  için beni hırsız yapmıyordu .Ablukayı aşıp  birilerine ulaşır siyasi saldırıyı ve coboldan   bahsedersem  bu hazırlıklar o an içindi.Perişan bir şekilde Otogar ve civarında dolaşıyordum.Eğitim Fakültesinden bir gurup memur aniden çevremde göründü. Benimle sohbete gelmişler .Yakın ilgi alaka gördüm ,çevrilen numarayı anlamakta geç kalmadım.Benimle bahane ile konuşuyor ,birilerine o anki sahte beraberliğimizi gösteriyorlardı.Bu personel gurubunu Eğitim Fakültesinin Dekanı Prof Ulviye Özer gönderiyor.Polis dışarıdaki ablukayı devam ettirerek yeni tuzak ve tezgahlara düşmemi sağlıyordu.Başımdaki ağrılar dayanılmaz hale gelmişti.Sürekli polisin hazırlayacağı bir tuzağa yada tezgaha düşmemek için var gücümle dikkat ediyordum her şeye.
Amansız bir şekilde her durumum dan yararlanmak istiyorlardı. Fazla arkadaşım yoktu olanların içinden bir ikisini aleyhimde kullanmak için hazırlamışlar. İnşaatlarda elektrikçilik yaparken tanıdığım,Kendinin Rum Pontus dan asimle edildiğini düşünen dev yol sanığı Hasan çekiç de öz arkadaşım diye yutturulmuştu . Siyasi saldırı yok çünkü zaten yalan söylüyor Hasan çekiç arkadaşı.Benim bilmediğim daha birçok başka tezgahlarda çevrilmişti .O günlerde kendileri için sorun olacak mevki yada makamlara bunları yutturuyorlardı. Beraberinde korkup hasta olduğumu da yutturdukları için .Kimse bu durumu kovuşturma gereği duymuyordu ..Zaten istedikleri de  buydu.
Kredi çektim bir bankadan . Parayı ödemiyorum  bankanın müdürü eve gelmiş ,evdekilere yalvarıyor  “Necdet nerde gelsin parayı versin.”Hiç böyle bir olay duydunuz mu.
Kredi çektim bir bankadan. Parayı ödemiyorum, bankanın müdürü eve gelmiş evdekilere yalvarıyor “Necdet nerde gelsin parayı versin.”Hiç böyle bir olay duydunuz mu?.Duyamazsınız.Bir mahkeme ortamına çekmek için yapıyorum bunları. Zaten hesaplarıma göre gizli bir şekilde delirtilecektim bu esnada asla bu işi ciddi anlamda irdeleyecek kişilere asla yaklaştırılmayacaktım.Parayı öde diyecek mahkeme ortamlarına yaklaştırılmıyorum.Bir şeyler anlatacağımdan korkuyorlar.Benim Eğitim Fakültesinden kaçtığımı yutturmuşlar.İcra yada başka türlü mahkemelerde anlatacağım bir şeyler var .Siyasi saldırı ve Cobol .
Doktoru yönlendirerek zorla şizofren hastalara verilen hapları yutturdular.
Sokaklarda daha ne kadar dolaştım bilmiyorum başımdaki ağrılar ve gözlerimin içine doğru ilerleyen ağrılar artmıştı.Bir Doktora gitmeğe karar verdim. Takip devam ediyor ..İşlerine    yarayacak her fırsatı değerlendiriyorlar.Doktor un bekleme salonunda bekleyen iki hasta daha var. Bana sıra gelmesini bekliyorum. Sıra bekliyoruz.Hop üç kişi gelip dosdoğru içeri giriyor . İçerde bir süre kaldıktan sonra çıkıp gittiler.Sıra bana geldi .Doktora başımın çok ağrıdığını söylüyorum.Ggülümseyerek .”Tansiyonunu bir ölçsek mi hı”.“Tıp fakültesine neden gitmedin “.”Raporumu istiyorsun hı..” Sana bir ilaç vereceğim kullan”.Sırıtarak yüzüme bakıyor. Verdiği ilacı alarak eve gittim .Güya başımdaki ağrılar geçecekti.İlaçtan medet umarak ilk kullanıma başladık. Başımdaki ağrılar devam ediyor .Bu anlamda bir işe yaramadı.Akşam oldu tam uyuyacağım , gözlerimi kapamaya başlayacağım , korkunç bir şekilde başım .İleri geri silkeleniyor.Midem bulanıyor .O geceyi zor geçirdim. Sinirden başım ağrıyor diye yardım istediğim Doktor polisin yönlendirmesi üzerine şizofren ler için kullanılan hapları vermiş.Takip bunun için zaten , Doktor olup biteni anlarsa ne olacak .Doktor durumu anlamasın diye herifler benim için yardım da bulunuyor numarasıyla rollerini oynuyorlar. Hapları bir daha kullanmak istemedim .Aradan üç gün geçti yine gece uyumak üzere iken aynı şeyler tekrar. İlaçları bırakmıştım etkisi kaybolmuştu .Neden tekrar.?
Bu hapların bir şekilde bana gizlice yutturulduğunu anladım .Evde yiyecek yemek pek bulunmazdı .Sadece çay içiyorduk.Sabahları uyanamadığım için geç kalkıyordum ,kalan çayın içine atılıyor olabilir diye düşündüm.Mutfak ta bulunan kalmış çayı döküp yeniden yapıp içmeğe başladım.Hapların etkisi tekrar görülmedi. Bir gün çayı döküp yenisini yapmak isterken mutfağın kapısından gizlice beni izleyen annemi gördüm.Allah belanı versin diyecektim diyemedim. Ne den bu kadar cahil di diye o gün akşama kadar sokaklarda dolaşıp bunu düşündüm.Kızılbaş Ali Özçeli bi ve Bursa Emniyet teşkilatındaki mumsöndürücü polis ailemin güvenini kazanmış.Annem bir an önce beni iyileştirsinler diye sabırsızlıkla bekliyor.”niye yatirmirler ki”Hapları kullandığımı sansınlar diye tuvalete atıyordum hapların bir tanesi orda öylece kalmış.Çeteye haber vermişler .O günlerde tam korkutma yok.Annem bir an önce tımarhaneye yatırılmamı bekliyordu.Sanıyorum ayakta tedavi olur diye yutturmuşlar.Küçük iki kardeşimden ortaokuldan atılanı gidip gelip yüzüme bakıp gülüyor. Kendisinin zeka ile sorunu vardır.Deli abisine bakmak çok hoşuna gidiyordu .”nere gidirsen “diye soruyordu.Bende” istanbula “diyordum . yüzüme bakıp “hi, hi yapıp gülüyordu”.Ben de ona bakıp gülüyordum. Daha sonra Lunaparkta bir köşede oturup ağladım.Bir resim vardır Afrika da aç bir çocuğun arkasında bekleyen kartal  resmi .. Mumsöndürücü polis çevremde aynen öyle bekliyordu.Ondan sonra sokaklarda ne oldu hatırlayamıyorum.Bir süre sonra İzmir de boyacılık yapan ortaokulu 6 yılda bitiren ve ortaokulun zor ortaokul olduğu için 6 yıl sürdüğünü düşünen ağabeyim   ağlayarak Bursa ya geldi .Ablam Mit de ayak işleri yapan eniştemi çevremizdeki   insanlara Süpermen olarak tanıtıyordu.Bu zavallının bir suçu yok.Ablam komşularımıza ve Teyzelerimin yaşıtı kızlarının gözünde ,bunun işsiz güçsüz ve bir meslek uzmanlığına sahip olmayan halinden, yaşadığı yoksul günlerinde çok rezil olmuştu.Babamı çalıştığı kurumun genel müdürüne yalvartarak ,eniştenin Mit te ayakçı işlerinde çalışmasını sağlatmıştı. Ama tüm tanıdıklar ,Eniştenin Mit personeli olacak vasıflarından dolayı Mit in onu özel seçtiğini sanıyordular. Ablam öyle yutturmuştu. Ablam enişteyi sanal Süpermen yapmıştı.Belediye otobüsünde adamın birisi ile tartışıyor yanında abla ve çocuklar.Adama şöyle demiş .”şeytan diyor al bunu merkeze götür “ . tabi konuşmasından böyle şeylere uzak biri olduğunu anlayan adam buna dayak atmak için peşine takılıyor. Belediye otobüsünden birileri inip eniştenin peşine gelen adama engel oluyorlar.Abla adamın tekrar peşlerine geleceğini sanıp korkudan kafayı kırmış .Sabaha kadar uyuyamamış.Bu tür sorunlar için kardeşlerden birisini feda etmeyi planlıyor.Bursa da bir fabrikada iş bulmuş ağabeyimi kendisine Mitte iş bulup evlendireceğiz diye kandırıp işinden çıkarıp İzmir e götürdü.Mit içinde ayakçılık işleri yapan enişte buna nerden Mit te iş bulsun .Abi kendiliğinden ilerde belki Mit işi olur diye inşaatlarda çalışmaya başlamış .Birazda para biriktirmiş .Abla enişteye istediği kamyoneti almak için bunun paraya da göz dikip plan yapmış.Güya bir kamyonet alıp , kamyonetle para kazanıp zengin olacak sonra iki araba alıp her birine bir araba yapacaklar.Enişte hayatında kendiliğinden para kazanmış biri değil.Ablam ağabeyimin elinden parayı alıp kapı dışarı etmiş. Annem bu durumu “ içini boşaltıp dışarı atmışlar “şeklinde özetliyordu.Ağabeyim  ablama kaptırdığı parasını almak için ,annemden yardım istemek için Bursa ya gelmişti.Hep beraber ablamın elinden parayı kurtarmak için İzmir e gittik.Annem ablama şöyle dedi.” Diğerleri neyse nede bunun pek aklı kesmiyor buna yapma bari”.Bir sayfa yazıyı şu cümleyi size söylemek için yazdım .“Diğerleri neyse nede bunun pek aklı kesmiyor buna yapma bari “ Yani diğer bizlere her hayvanlık yapabilirmiş de, bunun pek aklı kesmediği için sadece buna yapma.Ablamın bizlere her şey yapması serbestti.Benim annem ve ablam maalesef benim ömrümün ilk çetesidir .
Dördüncü çetenin elinde 23 yıl abluka altında nasıl yaşadım, bunu tam anlayabilmeniz için ailemi iyice tanımanız gerekiyor.
İzmir de gazetelerden iş ilanlarına bakarak Bodrum da bir inşaatta iş buldum.İzmir de kaldığım günlerde polis takiplerinden kayda değer bir şey yaşamamıştım. İzmir nufus bakımından Hanefi mezhebinin  fazla etkisi nin olmadığı bir yer. Burada polisin mumsöndürücü olması için sebep yok.İzmir de kaldığım zamanlar dada polis takibi altında olduğumu tahmin ediyordum ama şerefsizce bir numara çevrilmedi.İzmir üzerinden Bodrum a geçtim .Bir inşaatta çalışmaya başladım aklımda banka dan aldığım krediyi ödemek vardı.Burada bana deli testi yaptılar . Yanlış çizilmiş elektrik projeleri veriliyordu .beni bunlara göre tesisat yapmaya zorluyorlardı.Yanlış çizilmiş bu diyordum .Yüzüme bakıp gözlerimi izliyorlardı.Deli birinin bu projeleri anlaması mümkün değildi bunu neden ve kim yaptırıyordu bilmiyorum.Bodrum da çalıştığım süre içinde oradakilere hafiften deli olduğumu yutturdular.Ama yıllar sonra Mit in içindeki çetenin yaptırdığı gibi çıldırtılmamı sağlayacak yoğunlukta değildi.Bodrum da yaptığımız iş bitti. İzmir e oradan bir başka elektrikçi ekibi ile İzmit e ait bir ilçeye çalışmaya gittik.Burada da yine yanlış çizilmiş kumanda devreleri ile otomasyon tesisatı çizmemi istediler .bunu çizen mühendise bu çizimin yanlış olduğunu söyledim.Tekrar ,tekra r yanlış çizdi.Bunu bilerek yapıyordu. Sonunda çizim olmadan bana ne istediğini söyle yapayım dedim.Gülümseyerek yanımdan uzaklaştı.Sonradan  yaşadığım olaydan anladım ki.Bu testlerden deli olmadığım düşünülmüş ama bazı suçlardan kurtulmam için numara yaptığım şekline çevrilmişti.Bir bahane ile çalıştığımız yerde karışıklık çıkardılar sudan bahane ile beni karakola götürmeye alışıyorlardı çığlık atarak ellerinden kurtuldum.Çığlığı atınca çekindiler .Sanıyorum gözlerim sinirden yerinden fırlamıştı.Deli şüphelisi halim Şerefsiz polisi korkuttu.Burada çalışmayı bırakıp tekrar Bodrum a döndüm.Ablam İzmir de yine bana “ korkma korkma seni sevile” diyordu.Bodrum da tekrar bir inşaatta çalışmaya başladım.Bu arada kredi aldığım bankanın müdürü evdekilere yalvarıyormuş .Bir ay sonra aldığım parayı bankaya ödemek için Bursa ya gittim. Bursa da beni polisler bir yerde sıkıştırarak Eğitim fakültesinde çalışan hademeye dayak attırdılar.Başıma aldığım sert bir yumruk darbesi ile yerlere düştüm ,bir iki tekmeden sonra polislerin içinden birisi hademenin daha fazla vurmasına engel oldu.Diğer polisler hemen oradan ayrılmama izin vermediler. Ağzımdaki kanları yıkattılar ,elbiselerimi silkelettiler ,üzerimdeki toprakları temizlediler. Yanlarından ayrılmama ondan sonra izin verdiler.Elli metre kadar uzaklaşmıştım , beni hademenin elinden alan polis arkamdan
Çete sokaklarda dayak attırmaya başladı kimseye inandıramıyorum
hızlıca bana doğru geldi ,elini omzuma atarak “daireye neden gitmiyorsun “ dedi. Daire olarak eğitim fakültesini kast ediyor.Bu adamı kefil yapıp kredi almışsın neden ödemiyorsun.Mahkemeye versin ödeyeceğim dedim.Neden parasını ödemek için mahkemeye vermesi gerektiğini sordu.Mahkemede anlatacağım şeyler var korktukları için bu yolla halletmeye çalışıyorlar dedim.
Yardım eder bir tavır da ”buralara gelme  İzmir de kalmaya çalış”.dedi.Dayağı yedikten sonra ağzımdaki kanları ve üstümdeki tozları temizleyip ondan sonra serbest bırakmalarının nedenini düşündüm .Dayak yediğimi kimseye inandıramayayım diye yapmışlardı.Eve gidip mutfaktan hızlıca bir şekilde ekmek bıçağını alıp eğitim fakültesinin önüne gittim.Okulun önünde bekleyen bekçiye “bedo hademe nerede diye sordum”.Bedoyu bilmediğini söyledi.Gülerek bana “Nerdesin”.”Nereye gitmiştin . Ali bey dedi aklını kaybettirdik” .Dekan yardımcısı Kızılbaş Ali Özçelebi aklımı  kaybettirdiğini  söylüyormuş.Mutfaktan ekmek bıçağını alıp hızlıca evden çıktığımı gören annem o gün ilk defa kandırıldıklarını devletin beni pek iyileştirmeyi düşünmediğini  anlamıştı.Uzak akrabalarımıza telefon açıp durumu bildirmek için komşunun evine gitti.Akşam eve geldiğimde .Yüzüme başka şekilde bakıyordu. Devletin kendini kandırıp oğluna kötü şeyler yaptığını anladı ama.Böyle durumlarda çete hemen yeni bir açılım yapıyor ,tekrar yeni bir şeyler yutturarak ,tekrar abluka içinde kalmamı sağlıyordu.Bu olaydan sonra çete aileme korkutan yüzünü de ilk defa göstermiş oluyordu ..Artık  korkutarak kandırmaya başladılar.
Bodrum da çalışırken hazırladıkları tuzağa düşmem için kardeşimi kullandılar.
Bodrumda çalışırken yine polis takibinde idim. Birilerinin evine elektrik arızası var diye gidiyordum.Beni  paralarını sakladıkları yere götürüp, paraların saklanış halini gösterip tamir parasını ondan sonra veriyorlardı.Peşimdekiler Bursa Emniyetin den mi gelmişlerdi Bodrum polisine de mi ayrıca yutturmuşlardı bilmiyorum.Hiçbir şey umurumda değildi. İnşaatlarda çalışarak para kazanmayı amaçlıyordum.Bursa dan ayrılalı üç ay kadar olmuştu.Zeka kıtlığı yüzünden ortaokulu okuyamayan kardeşimi de yanıma çağırdım.Elektrik işi aldık beraber yapıp güya para kazanacağız.Bize iş veren  patron ,bir süre sonra garipleşti.. Para vermek istemiyor.Paramız yok .Önle ve akşam Bursa daki gibi çay pişirip bisküvi yiyoruz.,Çalışmalarımıza karşın neden para vermediğini anlayamıyordum bir gariplik vardı.Patron paramızı  vermiyor diye ben paranın bir kısmını kurtarma operasyonu planladım.Bu arada yanımdaki kardeşimin   garip bir hali dikkatimi çekti.Tüm  sıkıntılarımıza karşın çok mutlu.Sanki bunu hiç ilgilendirmiyor hiçbir şey .Biraz salak olduğunu biliyordum ama buradaki hali sanki beni takip ediyormuş gibi.Daha önce Bursa da elektrikçilik yapmıştık.Benimle çalışırken bazı şeyleri öğrenmişti.Hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranıyor .Nereye gittiğimi söylemediğim anlarda nereye gittiğimi anlamak için arkamdan gelerek bakıyor.Buna patronun para vermediğini bu yüzden daha fazla iş yapıp işi tamamladık numarası yapıp bir miktar para alıp buradan kaçma planını anlattım.Fikrini soruyorum cevap vermiyor.Boynunu bükerek “bilmiyorum “ diyor.Yani karışmıyormuş.Elektrik kutularının kablolarını kapatarak bağlanmış görüntüsü  verdim. Her şey hazırdı sadece biraz daha elektrik kablosu lazımdı iş bitti diyebilmemiz için.
Bunu elektrik kablosu almaya patronun yanına gönderdim.Kabloyu alıp geldi, yüzüme gülerek bakıyor.Bir numara çevirmiş.Arkadan patron geldi .Suratı asık delirmiş gibi bir hali var.Benimle konuşmadan dosdoğru elektrik kutularının yanına gidip hemen birinin kapağını açarak içine baktı.Bana doğru hışımla geldi .Geliş hızından sanıyorum dayak atacaktı.Sonra bana ters ,ters bakıp “bunları bağla “.dedi gitti.Şaşkın bir şekilde önce patrona sonra kardeşime baktım. Benim salak kardeşim de patronun üzerime doğru hışımla gelmesine bakıp çok şaşırdı.Polislerin isteği doğrultusunda ne konuşuyorsam ,ne planlıyorsam gidip haber veriyormuş.Deli abisine müsamaha gösterecekler sandığı için yapacağım yaramazlığı ihbar etmiş..Ama birazdan kandırıldığını anlamış şok olmuştu. Başını benden çevirmiş ufuk çizgisine dalmış öylece düşünüyor.Bu hal bana yabancı değildi. Kandırılan cahillerin kandırıldıklarını anladıkları anda yaşadıkları şokta böyle yapıyorlar.Cahil Feyzullah da böyle yapmıştı.Polis illa da bir suç işlememi istiyordu .Salak kardeşim delirdiğimi sanıyor ya bu durumu iyice işlemişler. Hatta sen elektrik bilginle yardım etme bakalım ağabeyin  yapabilecek mi diye de kandırmışlar .Bu yüzden hiçbir şey anlamıyormuş gibi davranıyordu.Deli abisi ni takip için görevlendirmişler .Deli  abisini sevdiklerini sanıyor. Patrona özellikle para ödettirmiyorlar ,Pparayı kurtarmak için suç teşkil edecek bir davranışa girmemi sağlıyorlar.Patronun dayak atacak hale gelmesine şaşırdı deli abisine kimse deli olduğu için kızmayacak sanmış.Az kalsın iyi bir dayak yiyecektik.Polisler tarafından iyice   kandırıldığını anladı.Birden mutluluğu gitti sürekli düşüncelere daldı. Sonrada Bursa ya gideceğim diye tutturdu.Bodrum otogarda otobüs bekliyoruz.Bu bir yerlere bakıp gülüyor..Baktığı yere bakıyorum orda birileri var  ama hiçbir hareket yok.Adamlar hareketsiz duruyor.Sağa sola bakıyorum bu yine gülüyor.Tekrar baktığı yere bakıyorum yine orda birileri var ama,bizimle ilgili değiller .Yine sağa sola bakma numarası yapıp otobüs firmasının camından karşıda duran hareketsiz kişilere baktım.Bunlar camdan kendilerini izlediğimi anlayamadılar.Bizim salağa beni işaret  edip gülüyorlar.Bizim salak bana güldüklerini sanıyor. Oysa ikimize birden gülüyorlardı.
Bu benim kardeşim . Çete  elinde 23 yıl beni abluka altında bunları kullanarak tuttu .
Daha sonra bunu Bodrum da nasıl kullandıklarını diğer cahillere anlatmaya kalktığımda hiçbir şey söylemiyor sıkıştırdığımızda şehrin sonundaki ufuk çizgisine  dalıp  kalıyordu.Çete bunu hep yapıyordu ..Ailemin cahillerini kandırıyor .Beni bir tuzağa düşürttürüyor.Sonra ikinci bir zarar vermek için korkutup inkar ettiriyordu.Kardeşime yaptırdıkları bu olayı ne yönde kullandılar bilmiyorum.Bazen peşimdeki çete gurupları değişiyordu, farklı uygulamalara  şahit oluyordum.İzmir de boyacılık yapan aptal ağabeyime bir gün telefon açtım. Bana soruyor .“ Eğitim fakültesinden çağırırsalar döner misin” Sorunun buna ait olmadığını hemen anladım.Sorduranların neden sorduğunu da anladım. Peşimdekilerin bazıları davranışlarımı izlemişlerdi.Bunlar epeyce uzman kişilerdi.Ben daha 24 yaşında idim.Perişan halimden ,davranışlarımdan bana   bir numaranın çevrildiğini anlamışlardı.
Eğitim Fakültesinden kaçtığımı yutturmuşlardı ,diğer iftiralarla birlikte..Sinirden kıvrandığımı   anlamışlardı .Akıl hastası diye yutturulmuştum.Onlara göre pek akıl hastası değildim.Numarada çevirmiyordum.Beni takip ettiklerini bildiğim halde hiç umursamadığımı da görmüşlerdi. Bir çoğu hırsız uzmanı idi .Pek hırsız birine de benzetememişlerdi .Bu yüzden akıllarında bazı çelişkiler oluşmuştu.Bu soruyu bizim aptala sordurarak meraklarını gidermek istiyorlardı.“Eğitim fakültesinden çağırırsalar döner misin” .Sorusuna “bana bir yazı göndersinler, döneyim” dedim . Harika bir cevap vermiştim. Bursa da ki mumsöndürücüleri oldukça zora soktum.
Bu tarihten sonra bir daha bana hırsızlık yada başka bir numara çevrilmedi. Uzun bir süre tezgahsız tuzaksız günler geçirdim.Yine abluka da idim ama İzmir polisi yavşaklık yapmıyordu.
Yaşadığım depresyonlar dan  tedavi olmamı engelledikleri için beynimde kalıcı hasarlar oluştu.Bazen davranışlarımda gariplikler hissediyordum.Bazen çocukça davrandığımı fark ediyorum.O yaşlarda çok ağır şeylerdi bu yaşadıklarım.
Birilerine sözlü olarak olup biteni anlatmak sonuç almak imkansızdı zaten  abluka izin vermiyordu..Bir bilgisayar ortamında bu işi daha iyi yapabilirim diye düşündüm.Yaşadıklarımı  bilgisayar ortamında bir diskete yazıp ,daha sonra bunu genelkurmaya gönderiyorum bahanesi ile    İzmir polisinin dikkatini çekerek okumalarını sağlayabileceğimi düşündüm .Tam öylede olmadı .Ben bilgisayar disketinin içinde bulunduğu zarfı İzmir şehir posta hanesine , ona buna göstererek götürdüm. Genelkurmay başkanına gönderiyorum güya.Bilgisayar disketi birilerinin eline geçti geçmesine ama bunlar İzmir polisi değildi..Yazı okunduktan sonra Gece bekçisi ve Cansın piçi  Eğitim fakültesinden uzaklaştırıldı.Bu olayda tam beş  yıl sonra oluyor.Yazıda belirtiklerimi okumuş olmanın sorumluluğundan kurtulmak için iki pisliği kovdular.temkinli davranmak için yaptılar bunu.İyi niyetli değillerdi zira asıl pisliklere dokunmadılar ve benim ablukam devam etti.Fakülte sekreterinin hırsız ortağı memur öğrencilere paralı kurs verme bahanesi ile onları taciz eden hırsız sapık orda devam ediyor .Kendilerini zora sokacak her türden açıklamalarımı  saklıyor üstünü örtüyorlardı .Bana şizofren hapı veren Doktor kendisinden önce  başka bir doktorlara gidip gitmediğimi sormuştu. Bende ona maalesef bir Doktor dan bahsetmiştim.Siyasi saldırıyı daha önce kimseye bahsetmemiştim .Bu durumu çok kullandılar.Bu fırsatı kullanarak   yalan söylediğimi ileri sürüyorlardı. .En yakın bir iki arkadaşımda bilmiyordu.Eğitim fakültesine başladığımın kısa bir süre sonrasın da yaşadıklarımdan bunalıp ,Bursa Set başı caddesinde  bulunan bir psikiyatrdan yardım istemiştim.Bu Doktor okulda olan ve evde olan her şeyi  işin başında  biliyordu.
 Doktorun bulunduğu caddeden geçerken sadece gözümün ucuyla bakıyordum.Doktor tanığı mı yakalamasınlar diye.Bunu fark etmeleri halinde tek tanığımda yok olabilirdi. Tedavi için önünde durduğum  şerefsizin polis kontrolüne girdiği için bunu sorduğunu , birkaç gün sonra fark edebilmiştim. Doktorun yerini sordu bende tarif ettim.Ertesi gün Doktorun bulunduğu caddeden geçerken tabelasının yerinde olmadığını gördüm.Caddenin karşı tarafına geçip daha geriden baktım Ofisi boşaltılmıştı.Yok etmişlerdi. Siyasi saldırının belirtilerini ve tanıklarını yok ediyorlardı.
Bu durumdan  iyice emin olduğum için  Cobol programından  iyi bir zeminde bahsetmeye karar verdim.Önlem alamasınlar istiyordum.
Üniversiteyi bitirip Asteğmen olarak askere gittim.
TSK da kendini deli diye yutturmak isteyerek askerlikten kaçmak isteyen epey istekli vardır. Bu yüzden kontrol mekanizmaları çok güçlüdür.   TSK da deli diye yutturamadılar.Askerlik dönüşü kendileri için artık tehdit bir halim kalmadı ablukayı kaldırmışlardır sanıyordum.Çalıştığım yerde birisi ile çıkmaya başladık ,güya evleneceğiz.Çıkmaya başladığımız tarihin dördüncü gününde ,bir sabah , kız arkadaşımın    bulunduğu yerden şaşkınlık ve korku içinde bana baktığını gördüm. Bakışlarındaki şaşkınlık ve korku ilgimi çekti.Durumu çok garipti ,korku içinde benden uzak durmaya çalışıyor ,bir yandan da şaşkınlıkla gözlerimin içine bakıyordu.Bu ani değişikliğin sebebi kimdi diye aramaya başladım bulamadım.Ani değişikliğin sebebini öğrenmek için   fazla ısrar edince oteli terk etti.Düşüne düşüne çıldırdım ,otelin çalışanlarından birinin bu işe karıştığını sanıyordum.Sorduğum hiçbir soruya cevap alamadım. Davranışlarından kendisine benimle ilgili yeni bir bilgi verilmişti.Aldığı bu bilgiye karşılık verdiği tepkiyi   okuyordum.Ama bunu kimin yaptığını anlayamıyordum. Asla söylemiyorlardı..Bu yüzden  çıldırdım.Çete eylemlerinden sonra  bilgi almamı da engelliyordu.Bu durumu aşmak için profesyonel davranış okuyucusu olmuştum. Yakın mesafeden bazen dudakta  okuyabiliyordum.Deli olan kişilerin yakın mesafeden kendileri ile ilgili konuşmaları anlamazlar sanılıyor galiba.Bu yüzden sanırım   bir iki metre uzağımda benimle ilgili bir şeyler konuşuyorlardı. Buna çok şahit oldum Önlem olsun diye sadece hafiften sessizce konuşuyorlar.Bazen duyma mesafesi dışında konuşuyorlardı .Ben yine ne dediklerini anlıyordum. “ bu var ya deliymiş” .Mesafe duyma mesafesinden uzak ama dudaklarından alıyordum kelimeleri.Bir gün otelin yemekhanesinde yemek yiyorum karşımda oturan otel çalışanı diğerine şöyle diyor ”Şunun   çatal bıçak kullanışına baksana ”. “Bu doğuştan mı yoksa  sonradan mı delirmiş.?”.”Bilmediği de yok ha.””.Bunun neresi deli be.” gibi şeyleri yüzüme bakarak konuşuyorlardı.Çete ile baş edebilmek  için her şeyi çok iyi öğrenmem gerekmişti.Profesyonel biçimde davranış okuduğumu  çete fark etti.Sonraları bu durumu kullanarak delirtme oyunları yaptılar.Birilerini kandırıp yoğunlaştırılmış ve sulandırılmış bir şekilde” nasılsıııın iyimisin hı”.dedirtiyorlardı. Bu sulandırılmış “nasılsıııın iyimisiiin” laflarını duyunca delirecek hale çok düşüyordum. Çete birilerine hasta olduğumu yutturduktan sonra benimle direk eğlence yolu bulmuştu “ nasısııın iyimisiiin” Adeta bana gönderdikleri mesajdı.Karşıma geçip “nasılsııın” diyenlere bunun bana iyi geleceğini yutturuyorlardı ,ve bu kişiler nasıl bir oyuna alet olduklarını bilmiyordu.
Askerliğimi  asteğmen olarak yapıp  bitirmem    çalıştığım yerlerde  deli diye tanıtılmamı üçleştirmişti.Askerlik süresi içinde delirtilmediğim için sinirden kıvranan  halim ortadan kaybolmuştu.Birileri deli diye tanıtılmamın arkasından  sık, sık “bunun neresi deli” diye söylenmeye başladı .Bu durumun arkasında bir şeyler aramaya başladılar. Bazen Mitin  muhbiri  olduğumu sanıyorlardı..Bu durum için  zarf atıcı konuşmalar yapıyorlar . ,hükümet yada devletle ilgili şikayet ederlerken  yanlarına yaklaştığımda kesiyordular..Çete deli diye tanıtımını bu yüzden farklı bir biçimde yapmaya başladı.Deli diye tanıtımını birilerinin benimle eğleneceği halde yapmaya başladı.Akıl hastası birinin çevresinden zarar görmemesi için yada çevresine zarar vermemesi için bulunduğu ortamlarda yapılan hatırlatma iki şekilde sonuç alır. Hatırlatmayı ciddi bir şekilde yaparsanız insanlar ilgi kişiden uzak durur onu rahatsız etmezler hatta o kişiye yardım ederler.Eğer siz ilgili kişiyi biraz eğlenceli bir anlatımla sunarsanız ..İnsanların çok sevdiği eğlenecekleri bir eğlence çıkar ortaya..Çete yıllarca bu oyunu oynadı..Başımdaki ağrılara dayanamayıp çalıştığım yeri terk ediyor birkaç ay işsiz kalıp yeniden iş arıyordum.Bazen neredeyse felç olacak hale düşüyordum.Çete kendini beni koruyan ,gözeten ,iyilik yapan kisvede yutturuyordu.. Bu durumdan kurtulmanın çarelerini aramaya başladım.Önce ailem aklıma geldi .Çete sağlığımı korumak için aile içinde de önlem almış.Çete bana iş buluyor diye yutturmuş.Gerçekte de bir defa aileme kalıcı numara çekmek için Ciner holding e ait bir işletmede çalışmamı sağladı .. Bu iki ay sürdü. Bu numara ile Çete ailem nezlin de bana sürekli iş bulan konuma geçti.Bir gün evimizin önünde duruyorum cam açık ablam orda durduğumu bilmiyor anneme şöyle diyor” Buralarda dolaştığına göre demahki daha iş ayarlayamamışlar buna” .Kendi çabalarımla bulduğum iş   Çeteye mal ediliyordu..Çete ailenin
Çete yaşadıklarımı doktorların bilmesini istemiyordu
güvenini hat safhada kazanmıştı.Çetenin sizi zorla delirttiğini bunlara nasıl inandırıp ta yardım isteyeceksiniz. Tabii ki mümkün değil.Çete sağlığımın iyiliği için aile fertlerine görev vermiş.Yaşadıklarımla ilgili konuştuğum hiçbir şeyi dinlememelerini ,bu yönde sorduğum tüm soruları cevapsız bırakmalarını ,bu yönde istediğim her şeye kayıtsız kalmalarını istemiş.Korkup delirmişim ya..Bu şekilde iyileşecekmişim.Yani yardım almak için gideceğim yerde de sistemli bir şekilde delirtileceğim. Şikayet ettiğim hiçbir şeyi dinlemiyorlardı.Sorduğum hiçbir soruya cevap vermiyorlardı.İçlerinde birilerine diğeri ile konuşmama yardım etsin diye yalvarıyordum yine yok.
Çıldırıp çığlık atıyordum. Kimsesiz ortamlara gidip bağırıyordum” Allahıııım yardım et, yardım et”.“korkma ,korkma seni sevile”.Beni seviyormuşlar.Sinirden dayanamayıp yarı yarıya çıldırdığım o anları bu aptal ailemi kullanarak hem görüntü hem ses kayıtları aldılar. Sanıyorum bu işin ortaya çıkma durumlarında bunları kullanacaklar.Zira birileri tarafından delirtilmiyorsanız bu görüntü ve sesler sizin Deli olduğunuzun garantisidir. Kim bilebilir sistemli bir şekilde delirtildiğinizi.Çalıştığım yerlerde deli diye tanıtıldığım için referans arayan yerlerde iş bulamıyordum.Aylarca iş bulamadım.Bodrum a iş aramak için gitmiştim.İş buluyordum ama referans sorgulaması sonrası iş olmuyordu.Kim deli birine iş verir.Aile iş bulma imkanımın zorlaştığı zamanlarda Çetenin uğraştığını bana iş bulmak için çabaladığını sanıyor.Ortaokulu beyninde yeterli zeka olmadığı için okuyamayan yeğenim ailemizin lideri karar merci.Otoparkçı fatih.Kendince bir meslek öğrenemediği için , okul eğitimi olmadığı için birilerine yalvararak belediyenin oto parkında iş bulmuşlar .Ailemizin karar merci.Çete Ablamın çocukların dan en çok bunu  seviyor. Çete ailemiz içinde daha çok orta okulu ileri götüremeyenlerle ilişki kurmayı tercih ediyordu..benim delirtilmem işinde daha verimli davranıyorlar..Bir gün bunu kandırmışlar beni dinleyecekler  ,konuşmalarımı kayıt altına alıyorlar.Bu kayıtları ne yapıyorlar çözemedim ama benim işime yarasın diye yaptıklarını sanmıyordum.Otoparkçı Fatihin evinde tezgahı hazırlamışlar .Bu salak evine davet ediyor ama gözleri hareketsiz bir halde gözlerimin içine  bakıyor.Numara çevirenler böyle yapar numara anlaşılacak tedirginliği.Evine merakla gittim. Biz kendi aramızda Erzurum şivesi ile konuşuruz.Sadece yanımız da bir yabancı olduğu  o zaman batı şivesinde konuşuyoruz.Evin içine girer girmez bu” cek ,cak ,a ,e, dayı, yor, ing”
Gözlerimi evin içinde gezdirdim kimse yok.İt oğlu itin beni Çeteye dinlettiğini hemen anladım.Çete istediklerini duyamadı. Bu durumlarda ben yine bu çetenin bana yaptıklarını belki anlarlar diye bıkmadan usanmadan anlatmayı denerdim..Ama her seferinde sinirlerim daha çok bozuldu .Çünkü ne anlatırsam anlatayım ben iyileşeceğim umudu ile dinlemiyorlardı.Çete bu şekilde inandırmış.Bu yönde sorduğum hiçbir soruya cevap vermiyorlardı.Çete aile ile iletişimimi kandırarak birazda korkutarak kesmişti. Benim aileyi kullanarak ablukadan kurtulma fikrimin önünü kesmişlerdi.Bunu da boş vermiştim sinirden kıvranıyordum anlattığım bir şeyin “yok ,yok öyle değil,”“yok ,yok öyle yapmamış” .” yok öyle dememişler “ sözleri ile kesilmesi çıldırtıyordu.Bu durumu orta ya çıkarma bahanesi ile psikiyatrlara gitmeyi denedim..Bunlardan birini yanımda götürmem gerekliydi Doktor bu durumu fark ederler diye Çete bunların yanımda gelmesine engel oldu.Tek başıma gittiğim doktorlar bu anlattıklarımla karşın aileden birisini istiyorlardı.Çünkü anlattığım olaylar   pek inanılacak şeyler değildi.İzmir buca ilçesinde özel bir hastane de bir doktor ile konuştuk gelecek hafta aileden birisini yanında getir dedi.Bende Kardeşime bahsettim randevu günü Doktorun bulunduğu hastaneye gittik.Doktorun odasına gittik Doktor beni görünce önce şaşkın şaşkın bakıp sonra başını iki tarafa sallayıp”cik,cik”yaparak.Bir şeye fena bozulmuş bir halde yüzüme bakmadan eliyle göstererek “yukarda bir doktor var o bakacakmış sana” dedi.Yukarda dediği yerde bir orospu vardı Çetenin Doktoru  .Bu kadını doktor olarak burada ilk defa görmüştüm  ondan sonrada bir daha göremedim.Aşağılar şekilde bir şeyler soruyordu..Eğitim fakültesinde yaşadıklarımı anlattırıyor sürekli gözlerini kısarak gözlerimin içine bakarak başka bir şey var mı  anlatmadığın , başka bir şey var mı soruyu tekrarlıyordu.Sanıyorum aklımda   Cobol kalmış mı diye merak ediyordu.
Doktorlara anlatarak ablukadan kurtulma fikrimde boşa çıkmıştı.  Delirtilmeye karşı yer yüzünde yapayalnızdım ..Bir şekilde kurtuluşu yine kendim bulmam gerekliydi. Öncelikle  delirtilmeye karşı bir çare bulmak istedim.Çete bunlara  diyor ki konuşmalarını dinlemeyin dinleyecek kişi bulamazsa konuşamaz kafasında kurduğu şeyleri bir süre sonra unutur hastalığı iyileşir.Herhangi birinizden bir başkasına anlattıklarını dinlemesi konusunda yardım isterse yapmayın.Çete ailenin cahillerin den birini kullanarak beni tuzağa düşürüyordu sonrada olup biteni inkar ettiriyordu.Diğer Cahillere de anlattıklarını dinlemeyin ki aklında kalanları unutsun iyileşsin.Ben iyileşeyim diye kimse yalvarmalarımı dinlemiyordu.İniltiler çıkararak kıvranıyordum.Yani aliye delirttiriyorlar beni.Sözle bir şeyler anlatarak zorla delirtilmekten kurtulamayacağımı anlayıp..Başka bir yo düşündüm.Akrabalarımızın içinde nefret edilen birinin ağzından çıkmış gibi bir küfür hazırladım.Bizim otoparkçıya denedim” Seyfo diyor ki kim Necdet i dinlemezse , var  dediğine yok derse,söylediğinin tersini söylerse ,kim bu çeteyi gizlerse , kim korkma, korkma seni sevile derse onun karısını ……” Dedi.
Bizim otoparkçı küfür ü duyunca tilt oldu.Küfür e muhatap olmamak için çetenin isteği üzerine bir daha dinlemeye direnmedi .Başıma gelenleri ve Çete hakkında rahatça konuştum.Sadece istediğimi yapmıyordu “ temam” diyor du.Küfür e muhatap olmamak için vara yok,yok a da var demiyordu.”temmam.”diyor .Yinede istediğimi yapmıyordu. Küfür süper işe yaradı .Seyfo dan da korktukları için Seyfoya bir şey diyemiyorlardı.Küfürle aile içindeki bir gurubu Çetenin yönlendirmesinden kurtardım.Sağlığımı bozacak eylemleri çete bunlara yaptıramadı.Sadece küfürden etkilenmeyecek halde olan boyacı ağabeyim kaldı.Ortaokulu altı yılda okuyan aklıyla parasını ve geleceğini ablaya kaptırmış ,sayısal oyunlarda ,at yarışlarında formül uydurup para kazanıp yaşamayı bekliyor.Çete bunu üzerime saldırtıyordu.Pikiyatr lara gitmeme engel olmasını istiyordular .Psikiyatr lar a gitmem durumu açığa çıkarırdı.Boyacı ağabeyime “korkmuş   kendisine zarar vermememiz için sürekli ilaç kullanıyor ,yazık beynine zarar verecek “ diye yutturmuşlar..Bu aptal Doktorlara gitmeyeyim diye bağırıp çağırıyor ,dayak atmaya yelteniyordu.Buna sayısal şans oyunlarından formül bulduğumu Çetenin elinden kurtulursak ancak kullanabileceğimizi yutturmayı amaçladım.Bu durumu sağlamak için süper bir plan yaptım. Bir iki yıl önce  gerçekten böyle bir formül olabilir mi diye üzerinde birkaç hafta düşünmüştüm.Otellerde çalışırken hiç masrafımız olmazdı maaşımızın tamamını biriktirirdik..Biriktirdiğim para ile bir araba almıştım.Bunun aklının almayacağı buna benzer ilgisini çekecek şüpheler uydurdum.Defterlerin üstünde permütasyon işlemleri yaptım. Bir takım oranlar karmaşık sayılar .Bu gidip gelip gizlice yaptığım matematik işlemleri inceliyor anlamaya çalışıyordu..Lise üçüncü sınıfta okutulan matematik derslerinden bazı işlemleri sanki ben icat etmişim gibi deftere yazdım.Defter üzerinde 5 adet farklı rakamın iki şerli gurupta sıralarsak nasıl on adet sayı buluruz işlemini sanki ben bulmuşum , ve teoriyi ispat ediyormuş gibi açıklayıcı yazı yazdım.5 adet at koşuyorsa ikili oyunlarda tam garanti 10 adet sonuç olur gibi bir şeylerle ulaştığımı ,bulmuşum gibi yutturdum.Bu yaptıklarımı çok önemli bir çaba ile gizliyormuşum numarası yaptım..Hademeyi kaset kayıtlarını sakın kimseye söyleme diye ters yönde yönlendirdiğim gibi ,var olan bir formülü gizlediğimi sandı .Bir şey gizliyormuşum edası ile formül bulamadığımı söyledim. Defteri fazla özenmeden bir yerlere saklıyordum..Benim bir formül bulduğuma inandı hem de benim istemediğim kadarı ile.Elimdeki bu formülü almak için beni oraya buraya götürüp bir şeyler ısmarlıyordu. Formülü vermeye yanaşmıyormuş numarası yaparak, bunu Çete öğrenirse bizi yaşatmaz diye yutturdum. Yani formül var , ama bu günlerde kullanamayız.Çetenin elinden kurtulmamız lazım dedim..Amacım Çeteyi savcılığa bildirmek için bunun şahitlik yapmasını sağlamaktı. Çeteyi ihbara yanaşmadı . Çünkü çetenin bana kötülük yaptığına inanmıyor hem de  korkuyor. Çete ile ilgili bir şeyler yapmadan elimden formülü almaya uğraşıyordu.Tehdit ve azarlama yollarına başladı bununla girdiğimiz didişme den Çete haberdar oldu.    Çete bunu hem azarladı çete beni bundan kurtardı.Çetenin ilaç diye zehir yutturduğunu inandıramamıştım ama engel olma yolunu bulmuştum.Sıra ,Çetenin bana yaptığı saldırıyı kendilerine anlatma yı denemeye gelmişti. Zeka seviyelerine inmeye çalıştım. Çetenin sinir sistemime saldırarak  ruh sağlığımı   bozdurma niyetini hem de bunu kendilerine yaptırdığını anlatmanın imkanı olmadığına karar verdim.Çete konuşmalarımı dinlemek için yeğenimi kandırmıştı.Evlerin de yabancı kimseler yokken İstanbul şivesi ile kendine ait olmayan soruları sorduğunda çetenin beni dinlediğini anladığımı ona hissettirmemiştim.Bu durumu onun zeka seviyesinde kullanabileceğim sonuca çevirdim.Aradan birkaç gün geçtikten sonra sanki o gün öğrenmişim gibi sağa sola küfürler yağdırarak ,aile içinden birinin konuşmalarımı çeteye dinlettiğini bizim yeğene söyledim .Güya çete konuşmalardan alıntılar yaparak bana e posta atmış ..”bunlar beni delirtmek için yapıyorlar”.”Bu aptal kimse önce onu kandırıyorlar, gizli yaptıklarını yutturup sonra bana “bak konuşmaların işte” der gibi yazılar yolluyorlar.Benim konuşmalarımı bunlar nerden biliyor ulaaaan” diye feryat ettim,küfürler söyledim.  Bizim otoparkçı çetenin kendisinin sandığı gibi pek beni sevmediğine o zaman gerçekten anladı.Morali bozuk bir şekilde yerde bir noktaya baktı öylece..
Çetenin kendilerini kandırdığını anlamaya başladılar
 
Boyacı ağabeyime çalıştığım yerlerde   özellikle birilerini karşıma çıkarıp ,”nasılsıııın ,iyimisiiiin” dedirttiklerini anlattım.Her ikisi de bunları benden duyunca önce yerde bir noktaya hareketsiz bakıp sonra şehrin ucundaki ufuk çizgisine daldı.Yıllar sonra otoparkçı yeğen “ inşallah ellerinden kurtulursun “ dedi.Bu çabalarım biraz şüphelenmelerini sağladı. Korkuyu aşamadıkları için savcılığa gidip bildirmediler.Çete çalıştığım yerde genel müdür yardımcısına benimle eğlenme imkanı vermişti . İzmir deki otoparkçı yeğenimi arayarak “bu herife demir sopa ile saldırıp İzmir e geleceğim benimle deli eğlencesi yapıyor çıldırıyorum  “.Diyordum . Çete  bana iyilik yapıyor rolünde olduğu için bu rolü kaybetmemek uğruna çalıştığım yere müdahale edip ilgili kişiyi uyarıyordu.Yeğenimin haberi olmuyordu onun üzerinden Çeteyi bu şekilde kullanıyordum.Çete bunu fark etti mi bilmiyorum.Uzun bir süre Çetenin bana iyilik yapıyor rolünü yeğenimin üzerinden ulaşarak kendim için kullandım.
Çalıştığım yerlerde deli eğlencesine maruz kalmamak için ,mevcut gurupların içinden birilerini çok hızlı bir şekilde facebook arkadaşı yapıp oradaki Teğmen üniformam ile     çektirdiğim fotoğrafları görmelerini sağlıyordum. Hakkımda deli dedikoduları nı bilen herkes bu durumu çok önemli bulup birbirlerine  haber veriyordu. “ adam subaymış ha”. Bu haber üzerine benimle karşılaşanlar yeniden gözlerimin içine bakıyor bu defa kendini gizleyen istihbaratçı ya bakar gibi.  Bana temkinli yaklaşıyorlardı Çetenin elamanının ilettiği bir deli olmayacağıma ancak bir muhbir olduğum için böyle tanıtıldığımı sanıyordular.Bende zaten böyle sansınlar diye bazen rol yapıyordum.Çıldırmamak için böyle çareler bulmuştum.Üzerimdeki ablukayı bazen çok kötü fırsatlar için kullanmışlardı.Kimseye inandırıp içine düştüğüm depresyonlarda tedavi göremediğim için beynimde kalıcı tahribatlar oluşmuştu.Bazen hiçbir olay yokken .Gözlerimin derinliklerinde acılar hissediyorum.Yaşadığım küçük olumsuz bir olayda kontrolümü kaybediyorum.. Uzun süre ruhsal çöküntü içinde zorla kalmamı sağladılar .Beynimde oluşan tahribatlar bu yüzden oldu.Beynimde oluşan kalıcı hasarları benden şans oyunlarında formül bekleyen aptal ağabeyime , yaşıtları ile arasında 13 zeka yaşı bulunan otoparkçı yeğenime ,okuma yazma bilmeyen anneme ,ablama izah etmek için mucize gerek.Aile bana ablukanın ömür boyu süreceğini söylüyorlar. Sanırım çeteye ne zamana kadar deli diye tanıtılacağımı sormuşlar .. Emekliliğime az kaldığını sabretmem gerektiğini söylüyorlar .Emekli olunca dağda bayırda dolaşırmışım. Sanıyorum çete çalıştığım yerlerde neden deli diye tanıtıldığımı bunlara tekrar anlatmak zorunda kalmış.
Bir ara annem bana “raporli ,raporli “ diye bağırıyordu. Sanıyorum Çete bana deli raporu da aldırmış.
 
Bir ara annem bana “raporli ,raporli “ diye bağırıyordu. Sanıyorum Çete bana deli raporu da aldırmış
 
 Tüm bunları savcılığa bildirmemiz gerekiyor.Çeteden korkuyorlar.Bunlara birilerinin siz bu çeteden ne kadar korkuyorsanız çetede savcılıktan o kadar korkuyor demesi gerekiyor.Benim için ne kadar tehlikeli idi iseler şimdide Çete için o kadar tehlikeliler.Çete benim deli diye tanıtılmamı ömür boyu sürecek diye yutturmuş. Benim hesaplarıma göre  Çete Prof Ulviye Özer in, Kızılbaş Dekan yardımcısı Ali Özçelebi nin ölmesine benzer bir şekilde ölümünü bekliyor.Sonra Çete kendini kayıplara karıştıracak. Ailem prof Ulviye Özer varken çete için tehlike taşıyor. Çetenin bana tam olarak ne yaptığını bilmeseler bile bu işi merak eden kişilere söyleyecekleri epey bir şey var.Ama Dekan prof Ulviye Özer Ali Özçelebi nin geberdiği gibi giderse ailemin ifadeleri çeteyi saklandığı yerden çıkarmaya yetmez.
 Siyasi saldırı ,Cobol programı ile sınav kazanmadan okula sokulan öğrenciler, Sokaklarda yaşadığım saldırılar,Zorla yutturulan şizofren hapları,Hırsızlık tuzakları ,Zorla aklımı kaybettirme  uğraşları  ,
Ailemin ve benim abluka altında tutulmam, Aileme kötü muamele,Evin içinde rahatsız edici azarlar ,Aile fertlerine yapılan baskılar..Çevrilen yüzlerce şerefsizlik.
  Ben ömür boyu abluka altında kalmayacağım .
 Fethullah Gülen hoca Türkiye ye gelecek. Biz Hanefi mezhebi mensupları   mumsöndürücüler tarafından tekrar tutsak edilmeyeceğiz.
Çin Dünya gündemine düştü .İngilizlerin Ortadoğu da 100 yıldır uyguladıkları politikalar çöktü.Bunların Mumsöndürücülerle ne ilgisi var demeyin tabiî ki var.İngilizler Osmanlı topraklarında kurdurttukları ve yönetimlerini de mumsöndürücülere verdikleri sahte Cumhuriyetler le biz Hanefi mezhebi mensuplarını esaret altında yaşattılar,baskı altında tuttular.Mumsöndürücüler biz Hanefi mezhebi mensuplarına sık, sık “ sizi kurtarmasa idik babanız  ya İngiliz olacaktı ya da Fransız diyerek,aslında  İngilizi ve Fransız ı gerçek  babamız yaptılar.Onların istediği gibi okuyup yazdık ,onların istediği pantolonu giydik.Anadolu Hanefilerini   Suriye Hanefileri gibi   bir mumsöndürücü ailesine  teslim edemediler. Mumsöndürücü ailelerinin fertleri ni önemli kurumların içine yerleştirdiler  .Bizleri bu şekilde idare ettiler.Biz hanefi mezhebi mensuplarının çocukları bu yüzden, Okulda Öğretmeni,Üniversite de Hocayı ,Orduda Generali ,Adliyede Hakimi ,Savcıyı ,Mitin içinde memuru
Hep bize saldıran halde bulduk. Bahane mahkemelerde asılanlarımız ,vurulup öldürülenlerimiz ,.Akıl hastası diye ilan edilenlerimiz oldu.Çine karşı hazırlanan yeni Ortadoğu politikaları için Hanefi mezhebi mensupları özgür bırakılıyor.Mumsöndürücülerin elinden bu fırsatla kurtulmuş oluyoruz.Fethullah Hoca ve arkadaşları bu süreci hızlandırdı.Bizde istiklal mahkemeleri gibi mahkemeler kuracağız. İstiklal mahkemelerinde katledilen Müslümanlar dan bu güne kadar mumsöndürücülerin yaptığı her zulmün  hesabı sorulacak. İslam Cumhuriyeti ni kuracak mıyız mı ? tabii ki kuracağız . Türkiye Cumhuriyetinin sokaklarında  delirtilmek hoşuma gitmedi.Ben imamın ordusunda çalışacağım sokaklarda mumsöndürücü avlamak istiyorum.
Fethullah Gülen hoca yı bekliyorum.
Ben imamın ordusunu bu yüzden bekliyorum.
 
 
  Bugün 1 ziyaretçi (2 klik) kişi burdaydı!  
 
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol